YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5067
KARAR NO : 2009/5821
KARAR TARİHİ : 28.09.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 116 ada 26 parsel sayılı 43.764,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle davalı Hazine adına ham toprak niteliği ile tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 116 ada 26 sayılı parselin fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı adına tespit edilen 116 ada 10 sayılı parsele eklenerek davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifte tarafların tanıkları dinlenmediği gibi, tespitin aksi sonuca varıldığı halde tespit bilirkişileri de tanık sıfatı ile dinlenmemiş, davacı adına kayıt ve belgesiz olarak ne miktarda arazi tespit ve tescil edildiği usulünce araştırılmadan, yalnızca Mahkemeler Yazı İşleri Müdürlüğünün cevabi yazıları ile yetinilmiştir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için; öncelikle taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili delilleri sorulup saptanmalı, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, uzman jeolog ve üç kişilik zirai bilirkişi kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı olarak ayrıntılı şekilde beyanları bilgi alınmalı, zirai bilirkişi heyeti ve jeolog bilirkişiden taşınmazın niteliği ve öncesinin dere yatağı olup olmadığını belirtir ayrıntılı ve gerekçeli raporlar alınmalı, mahkemenin bu konudaki gözlemi de keşif tutanağına geçirilmelidir. Ayrıca, davacı adına kayıt ve belgesiz olarak aynı çalışma alanı içinde arazi tespit ve tescil edilip edilmediği, Tapu Sicil, Kadastro, Özel İdare ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorularak saptanmalı, 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14.maddesinde de öngörülen sınırlamalar da dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmamış olması isabetsiz olduğu gibi, çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan bölümü hakkında hüküm kurulmamış olması da usul ve yasaya aykırı olup temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.