Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5137 E. 2008/4835 K. 03.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5137
KARAR NO : 2008/4835
KARAR TARİHİ : 03.07.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Dava konusu 321, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 320, 331, 335, 336, 337, 434, 435, 440, 496, 524, 527, 529, 135, 153, 403 ve 404 sayılı parsellere ilişkin olarak tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken sözü edilen parsellerle ilgili olarak hüküm kurulmamasının isabetsiz olduğu” belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, çekişmeli 135, 153, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 335, 336, 337, 403, 404 ve 440 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulüne, bu taşınmazların … mirasçıları adlarına payları oranında tesciline, 321, 331, 434 ve 435 sayılı parsellere ilişkin davanın feragat nedeniyle, 496 sayılı parsel davacıların murisi adına tespit edilmiş olduğundan, davacıların dava açmakta hukuki yararları olmaması nedeni ile, 524, 527 ve 529 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın ise sübut bulmadığından reddine ve taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … terekesi temsilcisi Savcı… vekili, davacı …. ve davalı Hazine temsilcisi ile davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 135, 153, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 335, 336, 337, 403, 404 ve 440 sayılı parsellerin 4753 sayılı Kanun’a göre Hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı … mirasçıları olan davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1.maddesinde belirtilen şartlarının oluştuğu etrafı eylemli köy merası ile çevrili olan 524, 527 ve 529 sayılı parsellerin ise meradan elde edildiği kabul edilmek suretiyle yazılı biçimde karar verilmiş ise de yetersiz araştırma, inceleme ve uygulamaya dayanan değerlendirme yasaya uygun bulunmamaktadır.
1- Dava konusu 403, 404, 524, 527 ve 529 parsel sayılı taşınmazların Komisyon Kararına istinaden 28.03.1974 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildiği, yine 440 sayılı parselin hükmen 28.07.1976 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildiği ve 440 sayılı parselin 4.07.2001 tarihinde satış suretiyle …, daha sonra da ipka ve satış işlemleriyle en son 15.08.2006 tarihinde İlhan Songültekin adına tescil edildiği görülmüştür. Buna göre adı geçen parseller hakkındaki dava, tutanaklar kesinleştikten sonra açılmıştır. Kadastro tutanakları kesinleşen parseller hakkındaki davalara bakma görevi 3402 sayılı Kanunun 26. maddesine göre kadastro mahkemelerine ait olmayıp, genel mahkemelere aittir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 7.maddesi uyarınca Mahkemelerin görevi kamu düzenini ilgilendirdiğinden re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle bu parsellere ilişkin davanın görev yönünden reddine, dava dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine, tutanak ve eklerinin Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması isabetsiz davacıların temyiz itirazları bu nedenle yerindedir.
2- Temyize konu 135, 153, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 335, 336 ve 337 sayılı parsellere yönelik olarak Hazine’nin temyiz itirazlarına gelince; bu parsellere komşu 150, 321, 322, 323, 330, 332, 334, 338, 339, 340, 434 ve 435 parsellere ilişkin davalar kesinleşip Hazine adına tesciline karar verilmiş, kaçak ve yitik kişi yeri olduğu hususu davacılar yönünden kesinlik kazanmıştır. 2.08.1999 tarihli keşifte dinlenilen belirtmelik bilirkişisi tanık 1341 doğumlu M…. İlhaner komşu parsellerden 150, 322, 332, 334, 338, 339 ve 340 sayılı parsellerin tamamının öncesinin kaçak ve yitik kişi yerleri olduğunu açıkça beyan etmiş ve bu beyanına göre hüküm kurulup kesinleşmiştir. Son keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ile tespit bilirkişisi tanık, dava konusu parsellerin kaçak ve yitik kişi yeri olmadığını, tespit bilirkişisi, toprak tevzi çalışmaları sırasında ileride köylüye dağıtılması daha kolay olur dendiği için Hazine adına tapular oluştuğunu bildirmiş ise de, bu beyan davanın kabulü için yeterli değildir. Belirtmelik tutanaklarında yalnızca tutanakları kesinleşen 524, 527 ve 529 sayılı parsellerde işgalci davacıların murisi … gösterilmiş, diğer parsellerde gösterilmemiş, tutanaklarda işgalci gösterilen kişilerle davacılar arasında irsi veya akdi ilişki olup olmadığı hususu üzerinde de durulmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahallinde yeniden olabildiğince yaşlı, tarafsız yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi ve tanıklarla keşif yapılarak dava konusu bu parsellerin öncesinin kimlere ait olduğu kimden kimlere kaldığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve ne şekilde devam ettiği, belirtmelik tutanaklarında işgalci olarak gösterilen kişilerle, davacılar arasındaki irsi veya akdi ilişki bulunup bulunmadığı hususları somut olaylara dayanılarak sorulup saptanmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye olanak veren kroki çizdirilmeli, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de, davacıların murisleri …’den senetsizden intikal edebilecek taşınmazların toplamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesindeki sınırlandırılmalara göre sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyeceği halde bu sınırı aşan şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.