Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/550 E. 2009/4865 K. 02.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/550
KARAR NO : 2009/4865
KARAR TARİHİ : 02.04.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 20.4.1982- 23.5.1994 tarihleri arası bağkur sigortalılık süresinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının 20.04.1982 ile vergi kaydının sona erdiği 23.05.1994 tarihleri arasında olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile,davacının … sigortalılığının 20.04.1982-31.12.1983 ve 22.03.1985-23.05.1994 tarihleri arasında olduğunun ve 23.05.1994 tarihinde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması sona erdiğinden bu tarihten sonraki … sigortalılığının iptali gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerle önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışması halinde ise zorunlu sigortalılığa değer verilerek “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin 1.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı, yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmünün uygulanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın değişik Ek 19.maddesi ile Geçici 26.maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Somut olayda;davacının vergi kaydına dayanılarak 20.04.1982 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi olarak tescil edildiği,01.05.1981-31.12.1983,18.01.1988-23.05.1994 tarihleri arasında vergi kaydı, 8.5.1981-23.12.1998 tarihleri arasında Gemlik Ticaret Odası 22.10.1987-08.08.2005 tarihleri arasında oda kaydı, 8.5.1981-23.12.1998 tarihleri arasında Gemlik Ticaret Sicili, 22.12.1988-15.08.2005 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının bulunduğu,ilk prim ödemesinin 20.04.1992 tarihinde yapıldığı, vergi kaydı sona erdikten sonra 1997 ve 1998 yıllarında prim ödemelerinin bulunduğu,son prim ödemesinin 30.03.1998 tarihinde yapıldığı, Kurum tarafından 20.04.1982-31.12.1983,22.03.1985-01.12.1996 ve 15.08.2000-15.08.2005 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı sayıldığı, davacının …’a yaptığı prim ödemelerinin 30.11.1996 tarihine kadar ki sigortalılık süresini karşıladığı, 02.12.1996-14.08.2000 tarihleri arası 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı her ne kadar l5.8.2000-l5.8.2005 tarihleri arasında sigortalılık şartlarını taşıyor ise de 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19.maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle davacının 5 yıldan fazla prim borcu bulunduğu için davacının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sigortalılığı durdurulacağından, 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının 30.11.1996 tarihi itibariyle durdurularak, bu dönemde 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı da bulunmadığı için 02.12.1996 tarihinden itibaren başlayan 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığa geçerlilik tanımak gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinin silinerek yerine,
“1- Davacının 20.04.1982-31.12.1983 ve 22.03.1985-30.11.1996 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun ve bu sigortalılığının 30.11.1996 tarihinde durdurulması gerektiğinin tesbitine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 02.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.