Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3784 E. 2008/3538 K. 20.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3784
KARAR NO : 2008/3538
KARAR TARİHİ : 20.05.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 166 ada 18 parsel sayılı 78.42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı ada 11 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde dava dışı 11 sayılı parsele uygulanan tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne; çekişmeli parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli parselin idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu kabul dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi eksik incelemeye dayalıdır. Tarafların iddia ve savunmalarının içeriğine göre uyuşmazlık “kıyı kenar çizgisinin” saptanmasına yöneliktir. Bilindiği gibi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun “kıyı kenar çizgisini” belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9.maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda uygulanması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre kıyı kenar çizgisi kural olarak uzman bilirkişi kurulundan yararlanılmak suretiyle Adliye Mahkemesince belirlenecek, ancak idarece belirlenerek kişiye tebliğ edilmiş ve böylece kesinleşmiş yada İdare Mahkemesinin bu konudaki kararıyla kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi mevcut ise adliye Mahkemesince kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi veya İdare Mahkemesi kararına değer verilecektir. Somut olayda idare tarafından 3621 sayılı Kanun’un 9. maddesi hükmüne göre kıyı kenar çizgisi haritasının düzenlendiği ancak yukarıda değinilen İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği şekilde işlem görmediği böylece davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazanmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kıyı kenar çizgisi tek jeolog bilirkişiye çizdirilmiş ve çekişmeli taşınmazın bir bölümü kıyı kenar çizgisi içinde kalmasına rağmen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesciline karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için; “kıyı kenar çizgisi” bilimsel verilerden ve düzenlenmiş olmakla birlikte, kesinleşmiş olmaması nedeniyle bağlayıcılık niteliğini kazanmamış haritadan yararlanılarak üç jeologdan
oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla belirmeli ve belirlenen bu çizgi harita mühendisi veya tapu fen memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişinin krokisinde infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde işaretlenmelidir. Taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığının belirlenmesi halinde davalı adına tesciline karar verilmeli, aksi halde 3402 Sayılı Yasa’nın 16.maddesinin (C) fıkrası gereğince kıyılar özel mülkiyete konu olamayacığından kadastro harici bırakılması gerektiği düşünülmelidir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup Hazinenin, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.5.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.