YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3478
KARAR NO : 2008/4304
KARAR TARİHİ : 10.06.2008
MAHKEMESİ : … İCRA MAHKEMESİ
İİK’nun 331. maddesine muhalefet etmek suçundan sanık …’ın İİK’nun 331., 5237 sayılı TCK’nun 62, 50.maddeleri gereğince 3.000.00 YTL ve 80.00 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık vekili ve müştekiler vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1- Hükümden sonra 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 5. fıkrası hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle anılan yasanın 231. maddesinin 6. fıkrasının (C) bendinde belirtilen, “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi”nin gerekmesi, diğer taraftan İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinde “Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleri ile beraber ceza düşer.” hükmü ile sanığın üzerine atılı bulunan İcra ve İflas Kanunu’nun 331. maddesinin son fıkrasında “alacaklının şikayeti”nin aranması karşısında, atılı suçtan dolayı 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, borçlu sanık alacaklının zararını giderdiğinde yani borcunu ödediğinde İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğundan dolayı 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 5. fıkrasının somut olayımızda uygulama yeri bulunmadığından tebliğnamedeki bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2-06.12.2007 tarihli celsede sanık müdafiinin “lehe hükümlerin uygulanması” talebinin erteleme hükümlerini de kapsayacağı gözetilerek;
5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesinde yer alan “lehe olan hüküm,önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü karşısında,”suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK’nun
331.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı İİK’nun 331.maddesi ile 765 ve 5237 sayılı TCK’nunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin hükümlerin de kararın gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm tesisi,
İsabetsizdir. Açıklanan nedenlerle sanık vekili ve müştekiler vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 10.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.