YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4625
KARAR NO : 2008/4363
KARAR TARİHİ : 13.06.2008
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 169 ve 189 parsel sayılı 3400, 32609 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar hisseli tapu kayıtları, ifraz, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davacı ve davalılar adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve …, yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 169 sayılı parsel hakkında açılan davanın reddine, çekişmeli 189 sayılı parsel hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 30.7.2001 tarihli ek bilirkişi krokisinde “D” harfi ile gösterilen ve 1.5.2002 tarihli raporda ifraz sonucu 629 sayılı parsel içinde kaldığı anlaşılan 919 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydının iptali ile 335/1920 hissesinin davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalılardan …, …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle çekişmeli 169 sayılı parsel hakkında usul ve yasaya uygun olarak verilen hükmün ONANMASINA,
2- a) Çekişmeli 189 sayılı parsele yönelik davalılardan …, …, … ve … vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece çekişmeli 189 sayılı parselin 30.7.2001 tarihli ek bilirkişi krokisinde “D” harfi ile gösterilen ve 1.5.2002 tarihli raporda ifraz sonucu 629 sayılı parsel içinde kaldığı anlaşılan 919 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacıların dayanağı olan tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek tapu kaydındaki payları oranında tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de mahkemece yapılan değerlendirme dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacıların dayanağı 5.6.1979 tarih 1 sıra nolu tapu kaydının geldisi olan 8.12.1976 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı 335/1920 hisse sahibi … oğlu … … hissesinin …’e satışı sonucu oluşmuştur. Satıcı … … tarafların müşterek murisidir. Alıcı … ise muris …’nın ikinci eşinin kardeşi davacıların da dayısıdır. Bu satıştan sonra aynı pay bu kez … ./…
2008/4625-4363 SH.2
tarafından davacıların dayandığı 5.6.1979 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı ile davacılara satılmış ancak satış sırasında yaşları küçük olması sebebiyle davacıları, babaları (ve aynı zamanda tarafların müşterek murisi) … Atıf Güzel velayet hakkına dayanarak temsil etmiştir. Muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa türünde gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek isteyen muris, mirasçılarının tamamını ya da bir kısım mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanun’un 706, Borçlar Kanunu’nun 213 ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan geçersizdir. Dava konusu olayda ara malik olan … yukarıda da açıklandığı gibi davacıların dayısı olup taşınmazı hiç tasarruf etmediği, alışından itibaren birkaç yıl sonra da satın aldığı payı davacılara sattığı, Tapu Sicil Müdürlüğünde yapılan satışta davacılara velayeten muris …’nın alıcı konumunda bulunduğu, miras bırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığı, yaşları küçük olan ve bu sebeple tek başlarına hukuki işlem yapma ehliyetine sahip olmayan davacıların ise, alım gücünün bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Bu duruma göre miras bırakan … …’ın yapmış olduğu temliklerin bedelsiz ve muvazaalı olduğunun kabulü gerekir. Davalılar vekilinin tapudaki payları oranında davacılar adına tescile karar verilen bölüm hakkındaki temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü gerekir.
b) Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, taşınmaz üzerinde, fen bilirkişisi krokisinde “D” harfi ile belirtilen yapının muris tarafından mı, yoksa davacılar tarafından mı yaptırıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19.maddesinin uygulama olanağının bulunup, bulunmadığı, araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken bu konuda araştırma yapılmadan karar verilmiş olmasıda isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.