YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8483
KARAR NO : 2022/21155
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafisi, katılan … vekili
A)Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
a)Sanıklara yüklenen hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümlerden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri zorunluluğu,
b)Sanıklara isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık suçundan dolayı kurulan hükümlerden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
B)Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafi ve katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
1)Sanık …’ın, … Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. adına işveren vekili olarak katılanların işçi alacağını ödemesinden sonra, katılanların sanık ile birlikte asıl ve alt işverenlere karşı açtığı işçi alacağı davasını kazanarak işçi alacaklarını asıl işverenden yeniden alması üzerine, katılanlar tarafından işe giriş sırasında verilen imzalı kimlik fotokopisi arkasına renkli fotokopi yolu ile bono oluşturup doldurmak ve katılanlar tarafından atılan imzaları ciranta imzasına dönüştürerek, son ciranta olarak sanık … adına katılanlara karşı icra takibi yapmak suretiyle sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan olayda; katılanların beyanlarında sanığa herhangi bir borçlarının olmadığını, herhangi bir senet düzenleyip vermediklerini, işçi alacaklarını alamadıkları için işçi alacağı davası açtıklarını ve bu şekilde davayı kazanarak alacaklarını asıl işverenden aldıklarını beyan ettikleri, suça konu senetler arkasındaki imzaların katılanlara ait olup olmadığı yönünde yaptırılan bilirkişi incelemelerinin de eksik olduğunun anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle katılanlardan … ve …’ün suça konu bonoların keşide tarihine yakın tarihlerde resmi kurumlara verdiği imzalarının bulunduğu belgeler getirtilerek, …’ün işçi temsilcisi olarak sanığın aşamalardaki beyanlarına istinaden diğer işçiler adına imza atmış olma ihtimali de değerlendirilerek tüm evraklar yönünden incelemeye konu edilmesi ile suça konu bonoların arkasındaki ciranta imzalarının katılanlara ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, imzaların katılanlara ait çıkmaması halinde eylemin TCK’nin 204. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ancak katılanlara ait çıkması halinde katılanların işe girişi sırasında hukuka aykırı şekilde alınan imzalı kimlik fotokopilerinin hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılması nedeniyle eylemin TCK’nin 209/2. maddesi delaletiyle resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilerek, sanık tarafından fotokopileri dosyaya sunulan belirsiz süreli işçi sözleşmesi başlıklı aynı zamanda ikinci sayfalarında temliknamelerin yer aldığı belge asıllarının temin edilerek katılanlara gösterilmesi, imzaların kendilerine ait olup olmadığının, sanık ile aralarında bu şekilde bir alacağın devri sözleşmesi yapılıp yapılmadığının, sanık tarafından kendilerine ödenen işçi alacağı olup olmadığının sorulması, anılan belgelerde şahit olarak imzaları yer alanların CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi, anılan belgeler gösterilerek imzaların kendilerine ait olup olmadığının ve belgelerin içeriğinin sorulması ile sanık ve katılanlar arasında suça konu bonolara dayanak teşkil eden bir hukuki ilişki bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, sonucuna göre sanığın eyleminin TCK’nin 211. maddesi kapsamında “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
2)Kabule göre de;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu; açıklanan ilkeler doğrultusunda, somut olayda; sanık tarafından aynı suç işleme kararının icrası kapsamında suça konu sahte oluşturulmuş bonoların katılanlar aleyhine icra takibine konulmasından ibaret eylemin, zincirleme biçimde işlenmiş tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan üç ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
b)UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada, sanıkların benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiş davalarının bulunduğu da gözetilerek, sanıklar hakkında benzer suçlara ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafi ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca dolandırıcılık suçu yönünden diğer yönleri incelenmeksizin, resmi belgede sahtecilik suçundan belirtilen nedenlerle hükümlerin BOZULMASINA, 28.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yz.İşl.Md. Y.
…