Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1820 E. 2022/6186 K. 22.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1820
KARAR NO : 2022/6186
KARAR TARİHİ : 22.09.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2018 tarih ve 2015/1075 E. – 2018/1320 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.12.2020 tarih ve 2019/531 E. – 2020/1567 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının LPG alımlarının sözleşmede belirlenen miktarlardan fazla düşüş gösterdiğini, davalının müvekkili ile sözleşmesi devam ederken eşi üzerine muvazaa oluşturacak şekilde başka dağıtım şirketinin bayiliğini aldığını, davalının işyeri aracında ve davalının eşinin iş yerinde başka firmalara ait tüplerin pazarlandığının Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/313 D.iş sayılı dosyasıyla tespît edildiğini, bayilik sözleşmesinin müvekkili tarafından 30.10.2015 tarihli ihtarnameyle haklı sebeple feshedildiğini, davalının sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca kar mahrumiyeti ve cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL kar mahrumiyeti ve 30.000,00 TL cezai şartın faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile kar mahrumiyeti talebini 90.000,00 TL’ye, cezai şart talebini 60.000,00 TL’ye yükseltmiştir..
Davalı vekili, müvekkilinin tonaj taahhüdü bulunmadığını, davacının müvekkilinin geçmiş dönemde aldığı LPG miktarına itiraz etmediğini, müvekkilinin davacıdan LPG ikmali yapmak istemesine rağmen, tesisten LPG satışı yapılmadığını, bu nedenle davacıya 15.10.2015 tarihli ihtarname gönderildiğini, davacının showrom açarak müvekkilinin yıllardır müşterileriyle iletişime geçtiği telefon numaralarını showromuna naklettiğini, müvekkiline 12 kg’lık tüpü tesisten KDV dahil 52,39 TL’ye toptan fiyattan sattığı halde kendi showromunda perakende fiyat olarak 49,00 TL’den sattığını, davacının olumsuz tutumunu değiştirmesi için 23.10.2015 tarihli ihtarname gönderdiğini, davacının 30.000.-TL’lik teminatı paraya çevirdiğini ve 30.10.2015 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi haksız feshettiğini, müvekkilinin tüp satışı sırasında başka bir firma tüpünün verilmesi halinde o tüketiciyi kazanabilmek için müşterinin elindeki farklı marka boş tüpü de alarak yerine bayisi olduğu şirketin tüpünü verdiğini, müvekkilinin başka bir dağıtım şirketinin tüpünü sattığına yönelik bir tespit bulunmadığını, bayilik adresinden farklı bir adreste tespit yaptırıldığını, cezai şartın müvekkilinin ekonomik mahvına neden olacak derecede fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalının iş yerine ait kamyonette başka bir firmaya ait tüp bulundurması ve LPG alımlarında bir önceki yılın aynı ayına göre LPG alımlarında %20’den fazla düşüş olmasının sözleşmenin 4-b ve 24-b maddelerine aykırılık teşkil ettiği, davalının müşterileri ile olan iletişimini sağladığı telefon numaralarının davacı tarafça 19/10/2015 tarihinde nakledildiği dikkate alındığında, fesih tarihine göre bu hususun davalının düşen satış rakamlarını açıklamadığı, davacı tarafça yeni bir showroom açılmasının davalının satışlarını düşürdüğü veya davalı tarafça istenilmesine rağmen davacının kendisine LPG satışı yapılmadığı hususlarının ispatlanamadığı, davacı tarafça yapılan feshin sözleşme hükümlerine göre haklı olduğu, sözleşmenin 30/10/2015 tarihinde feshedildiği, davalının davacıdan en son LPG alımının 21.10.2015 tarihinde gerçekleştiği, davacı tarafça, davalıya sözleşmenin 24-b maddesinde düzenlenen miktarda mal alımı yapılması hususunda ilk kez 21.10.2015 tarihli ihtarname düzenlendiği, ihtarnamenin tebliğ süresi de dikkate alındığında, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davalının mal alımlarından önce ilgili sözleşme hükmüne uyulması hususunda bir ihtar bulunmadığı, davacının sözleşme hükmünü uygulamadan sözleşmedeki kendi edimlerini yerine getirmeye devam ettiği, davalının ödemelerini kabul ettiği, davacı herhangi bir çekince koymadan edimlerine devam ettiği için TBK’nın 179/2 maddesi uyarınca sözleşmenin 27. maddesinde düzenlenen kar kaybını talep edemeyeceği, davalı bayinin akde muhalefeti dolayısıyla akdin feshine sebebiyet vermesi nedeniyle davacının 28. maddesi uyarınca cezai şart talep edebileceği, bilirkişi raporu ile davacı lehine 144.300,00 TL cezai şart hesaplandığı, nakte çevrilen 30.000,00 TL teminat mektubu tenzil edildiğinde bakiye 114.300,00 TL talep edilebileceğinin belirlendiği, davacı tarafça cezai şart olarak 60.000,00 TL talep edildiği, sözleşmenin kalan süresi, taraflar arasındaki işlem hacmi ve buna göre hesaplanan kar kaybı miktarı ile mahkemece hükmedilen alacak tutarına göre, bu miktarın tacir olan davalının ekonomik olarak mahvına sebep olmayacağı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihi olan 05/11/2015 tarihinden itibaren, 30.000,00 TL cezai şart alacağının ıslah tarihi olan 27/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının kar mahrumiyetine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bayilik sözleşmesinin haklı feshedildiği iddiasına dayalı mahrum kalınan kar ve cezai şart istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere Bölge Adliye Mahkemesince davalının, iş yerine ait kamyonette başka bir firmaya ait tüp bulundurması ve LPG alımlarında bir önceki yılın aynı ayına göre %20’den fazla düşüş olmasının, sözleşmenin 4-b ve 24-b maddelerine aykırılık teşkil ettiği, davalının müşterileri ile olan iletişimini sağladığı telefon numaralarının davacı tarafça 19/10/2015 tarihinde nakledildiği dikkate alındığında, fesih tarihine göre bu hususun davalının düşen satış rakamlarını açıklamadığı, davacı tarafça yeni bir showroom açılmasının satışları düşürdüğü veya davacı tarafça istenilmesine rağmen davacının kendisine LPG satışı yapılmadığı hususlarının ispatlanamadığı, bu hali ile davacı tarafça yapılan feshin sözleşme hükümlerine göre haklı olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 4-b maddesinde; “Bayi, diğer LPG dağıtım firmalarının tüplerini iş yerlerinde, depolarında ve mülkiyetinde olan veya üçüncü şahıslardan bayilik faaliyeti için kiraladığı araçlarda bulunduramaz”.
Sözleşmenin 24/b bendinde, ise “Bayinin Milangaz LPG’den herhangi bir dönemde 30 gün süre ile hiç LPG almaması, LPG alımlarında bir önceki yılın aynı ayına ait LPG alımlarından %20’den fazla düşüş olması sözleşmenin bayi tarafından ihlali anlamına geldiğini, Milangaz LPG’ye işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak haklı sebeple bildirimsiz derhal fesih hakkı verdiğini bayi peşinen kabul ve taahhüt eder.” hükmü düzenlenmiştir.
Dosya kapsamındaki delillerden taraflar arasındaki sözleşmenin 16.05.2012 tarihinde imzalandığı, mahkemece talimat yoluyla alınan bilirkişi raporundan Haziran 2012 ile Haziran 2013 tarihleri arasında yaklaşık %60 düşüş, Temmuz 2012 ile Temmuz 2013 arasında yaklaşık %34’lük bir düşüş ve Ağustos 2012 ile Ağustos 2013 arasında yaklaşık % 45’lik bir düşüş bulunduğu, en düşük aylık cironun 2013 yılında elde edildiği, 2015 yılı aylık ortalama cirosunun 2014 yılına göre %20 düşük olduğu ve davacının bu durumu 30.10.2015 tarihine kadar fesih sebebi yapmadığı anlaşılmıştır.
Davalı …’nin davacıya keşide ettiği 15.10.2015 tarihli ihtardan ve Türk Telekom AŞ’nin müzekkere cevabından, davacı Milangaz AŞ’ye ait olduğu halde davalının iş yerinde müşteriler ile iletişim kurması için tahsis edilen 3 adet telefon hattının davacı tarafından, davalıya da herhangi bir bilgi verilmeden davacı tarafından aynı bölgede yeni açılan showroom tabir edilen iş yerine nakledildiği anlaşılmıştır.
Davacı taraf 30.10.2015 tarihli fesih ihtarnamesinde, davalının eşi adına muvazaa oluşturacak şekilde sair bir dağıtım şirketinin bayiliğini alarak başka firmalara ait tüpleri pazarlamak suretiyle sözleşmenin 3/b maddesine aykırı davrandığını iddia etmiş ise de dosya kapsamından davalının eşinin vergi kaydının 29.09.2015 tarihinde oluşturulduğu, Belediyeden iş yeri açma ruhsatını 08.10.2015 tarihinde aldığı ve ilk faturayı 12.10.2015 tarihinde düzenlediği anlaşılmıştır.
Yine davacı tarafça yaptırılan delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalının iş yerinin önünde bulunan satışlarda kullandığı Milangaz amblemi bulunan kamyonette Milangaz, Likitgaz ve Habaş marka çeşitli ebatlarda tüplerin bulunduğu belirtilmiş olup, bu tüplerin dolu tüpler olduğu ispat edilemediğine göre, boş tüpler olduğu kabul edilmelidir.
Buna göre uyuşmazlığın yukarıda açıklanan hususlar nazara alınmak suretiyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve konuya ilişkin Lisans Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde değerlendirilip davacı tarafça yıllar itibariyle kota düşüklüğüne ses çıkarılmaması sebebiyle gelinen aşamada kota düşüklüğü olgusunun haklı fesih sebebi sayılamayacağı kota düşüklüğünün çok önemli bir sebebinin iş yerine tahsisli ve tüp siparişlerinin alındığı sabit telefon numaralarının davacı tarafından açılan tüp satış ve showroom mağazasına nakli olduğu da gözetilerek, başka firmalara ait boş tüplerin davalıya ait iş yeri aracında bulundurulmasının mevzuata ve bu itibarla da sözleşmeye aykırılık teşkil edip etmeyeceği bu bağlamda sözleşmenin davacı yanca haksız olarak feshedilip edilmediği hususlarında yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, bayilik sözleşmesinin haklı feshedildiği iddiasına dayalı mahrum kalınan kâr ve cezai şart istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesinin LPG alım rakamlarının düşmesine yönelik fesih sebebi yerinde değil ise de;
Taraflar arasındaki sözleşmenin 4-b maddesinde bayinin, diğer LPG dağıtım firmalarının tüplerini işyerlerinde, depolarında ve mülkiyetinde olan veya üçüncü şahıslardan bayilik faaliyeti için kiraladığı araçlarda bulundurması hükmünün düzenlenmesi, yapılan tespitte davalının satışlarda kullandığı 20 KE 724 plakalı 23-1965 bayi numaralı Milangaz amblemi bulunan kamyonette, Likitgaz ve Habaş marka çeşitli ebatlarda tüplerinde bulunduğunun tespit edilmesi, tüplerin boş veya dolu olmasının öneminin bulunmaması, kaldı ki bunun ispatının da davacıya ait olmaması karşısında Sözleşmenin 28. maddesi uyarınca akdi feshinin haklı olduğu ve cezai şart isteminin yerinde olduğu, BAM kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayım.