YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1697
KARAR NO : 2022/6196
KARAR TARİHİ : 22.09.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20.02.2019 tarih ve 2017/360 E. – 2019/64 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.12.2020 tarih ve 2019/807 E. – 2020/1237 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 35 ülkede satış ve dağıtım ortakları olan, özellikle ses ve sartıntıyı izole etmeye yarar ürün ve teknolojiler geliştirme işinde uzmanlaşmış sektöründe dünya lideri bir firma olduğunu, davacının müvekkilinin 2013/45427 sayılı “SYLOMER” markasının ayırtediciliği yüksek tanınmış bir marka olarak 1977’den bu yana 5 kıtada çesitli ülkelerde tescilli olduğunu, sektörün eğitim ve teknik kitaplarında markanın atıflarda bulunulmasının, basında çıkan haberlerin, katıldığı fuar ve konferansların ve dava dilekçesi eki diğer belgelerin markanın tanınmışlığının delili bulunduğunu, 2015/109687 başvuru sayılı “şekil+Silicomer” ibareli marka başvurusu kapsamının aynı olduğunu, her iki markanın başlangıç hecelerinin “si” olarak telafuz edildigini, markalardan birinde “lomer” diğerinde “comer” olmak üzere bitiş hecelerinin de aynı bulunduğunu, işitsel olarak benzer olduklarını, anlamsal olarak da farklılaşmadıklarını, taraf markalarının seri marka imajı yaratacak mahiyette olduğunu, izalasyon sektöründe faaliyet gösteren davalının davacı markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, başvurunun kötüniyete dayandığının açık bulunduğunu ileri sürerek 2017-M-6104 sayılı YİDK kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, davacı markasının sözcük markası değil “kelime+şekil” markası olduğunu, taraf markaları arasında harf ve renk unsurlarından dogan görsel farklılaşmanın bulunduğunu, markalar arasında kavramsal benzerlik olmadığını, davalının markasının “si-li-komer” ve davacı markasının ise “say-lo-mer” şeklinde okunacağından işitsel benzerlik bulunmadığını, Sylomer ibaresinin titreşim sönümleyici yalıtım malzemesi olarak 17. sınıfta tanımlayıcı olduğu için tüketicilerce taraf ürünlerinin karıştırılmayacağını ve ayrıca uyuşmazlığa konu ürünler yüksek fiyatlı olduğu için tüketicinin dikkat düzeyinin yüksek olacağını, davacının tanınmışlık ve kötüniyet iddialarını kanıtlayıcı bilgi ve belge ibraz edemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, davalının “şekil+Silicomer” ibareli marka başvurusu ile davacının “SYLOMER” ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu emtia yönünden ayırdığı satın alma / yararlanma süresi içinde, davalının “şekil+Silicomer” ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait “SYLOMER” ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından dava konusu emtiada davacının “SYLOMER” ibareli tescilli markalı ürünlerini / hizmetini satın almak / yararlanmak isterken davalının “şekil+Silicomer” ibareli başvuru markalı emtia satın alma / yararlanma şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı KHK 8/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, diğer yönden başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı kullanım hakkı, markasının tanınmışlığı, fikri ve sınai hak iddiası ile davalı başvurusunun kötüniyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava, marka başvurusuna karşı itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda; “davaya konu markanın kapsadığı 17. sınıfa konu mallar ile 35. sınıfa konu hizmetlerin tamamının, davacının itiraza mesnet markasının kapsamındakilerle aynı veya benzer mal ve hizmet niteliğinde olduğu, davalı firmanın 2015/109687 başvuru sayılı “Silicomer+şekil” ibareli marka başvurusu ile davacı tarafın itiraza mesnet 2013/45427 sayılı “SYLOMER” ibareli markasının 556 s. KHK md.8/1.b çerçevesinde iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğu” şeklindeki görüşe rağmen, Mahkemece, taraf markalarına konu işaretler benzemediğinden aralarında iltibasın bulunmadığı, davalı başvurusunun kötüniyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporuna aykırı olarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa Mahkemece özellikle markaların başlangıç kısımları ile markalara konu harflerin önemli bir kısmının, üstelik aynı sıralamayla ortak olması nedeniyle markalar arasında yüksek düzeyli sesçil benzerlik ve orta düzeyde görsel benzerlik bulunduğu kabul edilmeli, ancak davaya konu markaların tescil kapsamlarında kalan mal ve hizmetler itibariyle ibarenin tanımlayıcı veya tanımlayıcılığa yakın bir olup olmadığı ayırt edicilik düzeyi dikkate alınarak markaların karıştırılma tehlikesine maruz kalma ihtimali ile davacı tarafın tanınmış marka iddiasının da bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.09.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.