YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5127
KARAR NO : 2022/9224
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.11.2018 tarih ve 2015/473 E. -2018/1138 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.04.2021 tarih ve 2019/1111 E. – 2021/503 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, davalı şirketin % 10 hissesine sahip olduğunu, davalı şirketin internet üzerinden domain alımı, hosting alımı, sanal ve kiralık sunucu hizmeti verilmesi ve SSL hizmeti verilmesi ile ilgilendiğini, davacının marka ve patent departmanı kurucusu ve sorumlusu olarak davalı şirkette faaliyette bulunduğunu, ilerleyen yıllarda davacı ile şirket ortakları arasında anlaşmazlıklar meydana geldiğini, davacının kendi uhdesine düşen hisse bedelini davalıya devrini talep ettiğini, ancak uzlaşma sağlanamadığını, şirketin marka ve patent departmanına bağlı bir kısım işçilere ait SGK kayıtlarının davalı şirket yetkilisi …’ün yakın bir akrabası tarafından kurulan başka bir şirket üzerine geçirildiğinin farkedildiğini, şirketin vergi borçlarının ödenmediği, şirkette çalışmayan şahısların şirket üzerinden SGK kayıtlarının yaptırıldığının tespit edildiğini, gerçekleşen tüm bu eylemler neticesinde davalı şirketin kuruluş amacına ulaşmasının imkansız hale geldiğini, davacının keşide ettiği ihtarname ile, davacıya ait marka ve patent yetkisinin kullanımının durdurularak, hissesinin şirketçe devralınmasını, aksi halde şirketin feshi ve tasfiyesinin talep edileceğinin ihtar edildiğini, davalı şirket yetkilisi … aleyhinde Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını, şirket organlarının iş yapamaz, genel kurulun toplanamaz hale geldiğini, …’ün firar ettiğini ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, aksi halde TTK’nın 531. maddesi uyarınca davacıya ait payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, davalı şirketin ticari faaliyet alanına giren konularda 26/06/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan Patent Danışmanlık A.Ş. unvanlı şirketi kurduğunu, şirketi kurduktan sonra davalı şirketle olan ilişkisini kestiğini, davalı şirketin zarara uğraması için her türlü yola başvurduğunu, şirket kredi kartlarından şahsi harcamalar yapıp, nakit avanslar çektiğini, bunları muhasebeye ödemediğini, kurduğu şirketle haksız rekabete başladığını, davalı şirketin müşterilerini arayıp, tedirgin ettiğini, davalı şirketi silahla basarak çalışanları tehdit ve tedirgin ettiğini, bu eylemleri nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının söz konusu eylemlerinden sonra davalı şirkette varlığını sürdürmesinin mümkün görünmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davanın, 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesi uyarınca davalı anonim şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi, olmadığı taktirde şirket ortaklığından pay değeri ödenmek suretiyle çıkarılmasına ilişkin olduğu, davalı şirketin sermayesinin % 90’ının dava dışı …’e, % 10’unun davacıya ait olduğu, davalı şirkete İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2016/3743 değişik iş sayılı kararı ile 12.08.2016 tarihinde yönetim yetkisini de kapsayacak şekilde kayyım atandığı, sürecin devamında kayyımlık yetkilerinin Resmi Gazetede yayınlanan 677 sayılı KHK ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildiği, dava konusu olayların gerçekleştiği dönemde şirket yönetiminde bulunan şahıslar hakkında adli soruşturmanın devam ettiği, şirket yöneticilerinin şirketle ilişkilerinin kesildiği, bu dönemden önceki şirket yöneticisi ile davacı arasında birçok çekişme yaşandığı, davalı şirketin davacıya karşı haksız rekabet, hizmet nedeniyle görevini kötüye kullanma, zimmet, dolandırıcılık gibi suçlar isnat etmek suretiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayetlerde bulunduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde gerek TTK’nın 531. ve gerekse 529. maddeleri uyarınca şirketin feshine karar verilebilmesi için “haklı sebepler” yasal koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, yargılama sırasında davalı şirketin yönetiminin TMSF’ye devredildiği, dava tarihinden önce davacının ortağı olduğu davalı şirketin ticari faaliyet alanına giren konularda şirket kurduğu, davalı şirketin davacıya karşı haksız rekabet, hizmet nedeniyle görevini kötüye kullanma, zimmet, dolandırıcılık gibi suçlar isnat etmek suretiyle şikayetlerde bulunduğu, davacı tarafça haklı sebep olarak ileri sürülen hususların yöneticinin sorumluluğuna ilişkin olduğu, dosya kapsamı ile TTK’nın 531. maddesi kapsamındaki “haklı sebepler” yasal koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.