Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/1304 E. 2008/1380 K. 11.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1304
KARAR NO : 2008/1380
KARAR TARİHİ : 11.03.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden …, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 108 ada 6 parsel sayılı 290.89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için buna ilişkin ara kararında hakim, …, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanıklar, teknik bilirkişiye verilecek ücretler ve vasıta parası ile, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması; ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına … gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan ara kararında yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilmediği gibi, keşif için belirlenen ücretin keşif gününe kadar mahkeme veznesine depo etmesi davacıdan istenmiştir. Keşif ücretinin yatırılması için verilen süreye göre bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için ayrılan zaman yeterli bulunmamaktadır. Bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için verilen sürenin yeterli olmadığı açıkça belli olan bu ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka gözönünde bulundurulması gerekir. Anılan maddeye göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin
diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 … az olamaz” hükmü yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü’nün anılan hükmü nazara alınarak mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde, davacıya keşif giderini yatırması için verilen sürede, mahkemece yerel bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiye için süre kalmadığından yapılamayacağı önceden belli olacak keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, yerel bilirkişi ve tanıklara davetiye çıkarılmalı, arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.3.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.