YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5360
KARAR NO : 2022/9375
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.03.2018 tarih ve 2015/694 E. – 2018/323 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2021 tarih ve 2018/2085 E. – 2021/962 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe konu senedi dava dışı İnanç Bila’ya boş olarak sadece imzalamak suretiyle teslim ettiğini, davalı ve dava dışı İnaç Bila tarafından senedin sonradan doldurularak kötüniyetli şekilde icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını ileri sürerek senedin bedelsizliğine ve bononun iptaline, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip dayanağı senedin kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bononun unsurlarını taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının düzenlenen senetteki imzayı inkar etmediği, senedin imzalanıp verilmesi aşamasında zor ya da hile kullanıldığı olgularına dayanılmadığı, senedin teminat olarak ya da başka bir amaçla verildiğine ilişkin taraflar arasında yazılı bir protokol imzalanmadığı, kambiyo senetlerinin mücerret borç ikrarını içerdiğini, bu şekilde düzenlenen bir senet hamilinin temeldeki borç ilişkisinin kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığı, davaya konu senetten dolayı İnanç Bila’ya karşı ileri sürülebilecek bedelsizlik def’inin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının da kötü niyetli olarak senedi iktisap ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı taraf senede dayalı olarak menfi tespit talebinde bulunduğundan HMK’nun 200 vd maddeleri uyarınca ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının, senetteki imzasını inkar etmediği, hazırlık soruşturması evraklarında yapılan incelemede dava dışı İnanç Bila’nın dava konusu senedi alacaklarına karşı aldığını beyan ettiği, yine davalının da bu senedi dava dışı İnanç Bila’dan olan alacağına karşılık aldığı yolunda hazırlık soruşturması sırasında ifade verdiği, davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.