Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/9007 E. 2023/158 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9007
KARAR NO : 2023/158
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle yapılan incelemede;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2021 tarihli ve 2020/1037 Esas, 2021/66 sayılı kararıyla sanık hakkında, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2021/907 Esas, 2022/1761 sayılı kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün ortadan kaldırılmasına karar verilerek, sanık hakkında 5235 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca ”4.500,00 TL” adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin,
1. Sanığın alkol ölçümüne itiraz ettiği halde … kuruluşundan alkol miktarı konusunda yeniden rapor aldırılmadığına,
2. Sanığın alkollü olmasının kazaya etken teşkil etmediğine,
3. Doktrinde, kandan alınan numune üzerinde yapılan ölçüm sonucunun alkol miktarında esas alınması gerektiğinin kabul gördüğüne,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. ”Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, 04.08.2020 tarihli kolluk alkol ölçüm tutanağı, sanık savunması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın suç tarihinde 06 SU 646 plakalı aracı ile . Mahallesi . Bulvarı üzerinde seyir halindeyken uygulama yapan polisler tarafından durdurulduğu, alkolmetre ile yapılan ölçümde 1,49 promil alkollü olduğunun belirlendiği, sanığın kolluk aşamasında ve mahkememizdeki savunmasında istikrarlı şekilde yapılan kolluk alkol ölçüm tutanağına itiraz ettiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 48/2-3. maddesinin “Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya … Bakanlığına bağlı … kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.” hükümlerini içerdiği, soruşturma aşamasında sanığın itirazına karşın hastaneye götürülüp ölçümünün yapılmadığı, bu haliyle kollukça yapılan ölçümde kalibrasyon hatalarının da olabileceği dikkate alındığında sanığın suç saatinde kanındaki alkol oranının 1.00 promil üzerinde olduğuna dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suç bakımından cezalandırılmasına karar verilebilmesi için eylemlerinin her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delillerle ispatının gerektiği, bu hususun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2012 tarih 2011/10-387 Esas 2012/75 Karar sayılı ilamında “Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır. ” denilerek … ” beraatine karar verilmiştir.

2. Sanık tarafından imzalı, sanığın, 1.49 promil alkollü olduğunu tespit eden alkolmetre çıktısı dosyada mevcuttur.

3. Sanığın, 05.08.2020 tarihinde saat 00.39 sıralarında kolluk kuvvetlerine verdiği beyanında, olay günü saat 23.40 sıralarında kullanmış olduğu aracı ile seyir halinde iken kolluk kuvvetleri tarafından yapılan yol kontrolünde durdurulduğunu ve yapılan alkol ölçümünde 1.49 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, alkol aldığını kabul ettiğini ancak çıkan promil seviyesine ulaşacak düzeyde alkol almadığını bu nedenle alkol ölçümüne itiraz ettiğini beyan etmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

”Olay günü kullandığı .plakalı … ile . Mahallesi . Bulvarı üzerinde seyir halinde olan sanığın trafik kontrolü nedeni ile durdurulduğu, yapılan alkolmetre ölçümü ile saat 23.49 itibarı ile 1.49 promil alkollü olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Sanığın aşamalardaki savunması, olay gecesi arkadaşları ile beraber alkol aldığını, aracı ile ikametine gitmek üzere seyir halinde iken yapılan kontrolde alkollü çıktığı, ancak aynı masada beraber alkol alan arkadaşlarının 0.44-0.46 promil alkollü çıkarken kendisinin bu kadar fazla çıkmasının doğru olmadığını yapılan tespitte bir hata olduğunu, itiraz etmesine rağmen hastaneye sevkinin sağlanmadığını ve beraat etmesi gerektiğini bildirmiş ise de; Gerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesinde ve gerekse buna ilişkin yönetmeliğin 97. maddesinde, yaralanma veya ölümle sonuçlanan kazalar ya da trafik görevlilerince el konulan maddi hasarlı trafik kazasına karışan sürücülerin alkol oranları ile durumundan şüphe edilen sürücülerin uyuşturucu veya uyarıca madde kullanıp kullanmadıklarının tespitinin yapılması amacı ile en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya … Bakanlığına bağlı … kuruluşlarına götürülerek, vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örneklerin aldırılabileceği belirtilmiş, özellikle yönetmeliğin 97. maddesinin (f) bendinde, teknik cihaz ile yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmayacağı, yapılan işleme itirazın yetkili Sulh Ceza Mahkemesine yapılacağı açıklanmıştır. Bu hükümler uyarınca, sanığın alkolmetre cihazı ile yapılan ölçüm sonucuna itiraz etmesi nedeni ile yeniden ölçüm yapılması lüzumlu değildir ve sanık alkolmetre tespitini kabul etmemiş ise de, ölçüm sonucuna yetkili Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde itirazda bulunduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge de mevcut değildir. Bu halde Dairemizce mevcut deliller değerlendirildiğinde, 2918 sayılı Yasanın 48/6. maddesinde “Yapılan tespit sonucunda 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca TCK’nın 179/3. maddesi uygulanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, olay anında 1.49 promil alkollü olduğu anlaşılan sanığın 2918 sayılı yasanın 48/6. maddesi yollaması ile TCK’nın 179/3. maddesine aykırı davrandığı sabittir ve sanığın olay anında tespit edilen miktar kadar alkollü olmadığı şeklindeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın atılı suçu işlediğinin şüpheli kaldığı ve beraatı gerektiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının da doğru olmayıp isabetsiz bulunarak kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Mevcut halde Dairemizce, suçun işleniş şekli, sanıkta tespit edilen alkol miktarı, bu suretle meydana gelen tehlikenin ağırlığı ile hak ve nasafet kuralları da gözetilerek sanığın TCK’nın 179/3. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 179/2. maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılması, sanığın geçmişi ile başkaca bir neden görülmediğinden takdiri indirime ilişkin TCK’nın 62/1. maddesinin takdiren uygulanmaması, kişiliği ile sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gerektiği” kanaatine varılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin Alkol Ölçümüne İtiraz Üzerine Yeniden Alkol Ölçümü Yaptırılmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
… Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin bu konu hakkındaki kabul ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Sanık Müdafiinin Alkollü Olmanın Kazaya Etken Olmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Sanığın, yol kontrolünde yapılan alkol ölçümünde 1,49 promil alkollü olduğunun tespit edildiği ve Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 1.00 promilden fazla alkol miktarının güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağının kabulü ile hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanık Müdafiinin Doktrinde, kandan alınan numune üzerinde yapılan ölçüm sonucunun alkol miktarı konusunda esas alınması gerektiğinin kabul gördüğüne İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
… Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin bu konu hakkındaki kabul ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2021/907 E. 2022/1761 sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 30. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2023 tarihinde karar verildi.