YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11041
KARAR NO : 2023/392
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince idarî yargı görevli olduğundan bahisle davanın usûlden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, … ilçesi, … Mahallesi 1169 parsel sayılı taşınmazın imar planında Ömerli Barajı kısa mesafeli koruma alanında kaldığından mülkiyet hakkına getirilen kısıtlama nedeniyle uğradığı zararın belirsiz alacak davası yoluyla davalı idarelerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; husumet ve uzlaşma itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı İSKİ vekili cevap dilekçesinde; idarî yargının görevli olduğunu, İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına dair Yönetmelik gereği getirilen kısıtlamaların mülkiyet hakkını kısıtlamadığını, aksine dava konusu taşınmazın özel orman statüsünde bulunduğundan Orman Kanunu gereğince getirilen kısıtlamalar nedeniyle mülkiyet hakkını kısıtlandığını, bu nedenle kamulaştırma zorunluluğu ve tazmin sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile idarî yargı görevli olduğundan 6100 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı imar planında Ömerli Barajı kısa mesafeli koruma alanında kalmakta olup mülkiyet hakkının içinin boşaltıldığı davalı idarelerce bugüne kadar kamulaştırma yapılmadığı ve Yargıtay içtihatları adlî yargının görevli olduğuna dair kararları olduğu gibi Anayasa Mahkemesinin 05.04.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 20.12.2018 tarihli ve 2016/181 Esas, 2018/111 Karar sayılı ilâmı ile Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1 inci maddesinin ”bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanun’un geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda (3194 sayılı Kanun) öngörülen idarî başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idarî yargıda dava açılabilir.” kısmı iptal edildiğini ve bu nedenle adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın Ömerli Barajı kısa mesafe koruma alanında kaldığı gerekçesiyle oluşan idarî nitelikteki kısıtlamadan kaynaklı tazminat davası olduğu, dava konusu taşınmaza fiili el atmanın bulunmadığı, idarî işlemden kaynaklı anılan dava bakımından idarî yargının görevli olduğu, buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen yargı yolu nedeniyle davanın usûlden reddine dair kararın sonucu itibarıyla doğru olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz imar planında Ömerli Barajı kısa mesafeli koruma alanında kaldığından mülkiyet hakkının içinin boşaltıldığını, davalı idarelerce bugüne kadar kamulaştırma yapılmadığını ve Yargıtay içtihatları adlî yargının görevli olduğuna dair kararları olduğu gibi Anayasa Mahkemesinin 05.04.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 20.12.2018 tarihli ve 2016/181 Esas, 2018/111 Karar sayılı ilâmı ile Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1 inci maddesinin ”bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanun’un geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı Kanun’da öngörülen idarî başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idarî yargıda dava açılabilir.” kısmı iptal edildiğini ve bu nedenle adlî yargı görevli olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idarelerden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu’nun “idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usûl ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.