YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8130
KARAR NO : 2023/267
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2011 tarihli ve 2011/43098 Soruşturma, 2011/16003 Esas, 2011/9422 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul Anadolu (Kapatılan) 25. Sulh Ceza Mahkemesinin, 10.07.2013 tarihli ve 2011/1433 Esas, 2013/544 sayılı Kararı ile sanık hakkında atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
3.Sanık hakkında verilen beraat kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.10.2019 tarihli ve 2015/6512 Esas, 2019/10019 sayılı Kararı ile suç tarihinde Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapan sanığın, katılanın 05.07.2011 tarihli maaş haczinin kaldırılmasına yönelik talep dilekçesine istinaden … A.Ş. … Şube Müdürlüğüne yazılan 05.07.2011 tarihli ve 2011/6445 Esas sayılı müzekkere içeriğinde, takibin tedbiren durdurulmasına ilişkin Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.07.2011 tarihli ve 2011/869 Esas sayılı ara kararı gereğince maaş hesabı üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verdiği belirtildiği halde, icra dosyasına takibin tedbiren durdurulması kararını şerh düşmediği gibi alacaklının 13.07.2011 tarihli talebi ile katılanın maaş hesabı dışındaki parasının dosyaya gönderilmesini talep etmesi üzerine, katılanın bankada bulunan 18.774,78 TL’sini 19.07.2011 tarihli reddiyat makbuzu ile alacaklıya ödediği somut olayda; katılanın Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.07.2011 tarihli ve 2011/869 Esas sayılı ara kararını sanığa verdiğini beyan etmesi ve sanık tarafından imzalanan aynı tarihli müzekkerede mahkemenin haczin kaldırılmasına dair kararı gereğince işlem yapıldığının açıkça yazılmış olması karşısında, sanığın mahkeme kararını icra dosyasına işlememek ve mahkeme kararına aykırı olarak alacaklıya ödeme yapmak suretiyle katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği ve bu itibarla icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyeti yerine, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraatine karar verildiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temyiz incelemesine konu karar ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz sebepleri tanık beyanlarının değerlendirilmesine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sübutun kabulü halinde ise eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapan sanığın, katılanın 05.07.2011 tarihli maaş haczinin kaldırılmasına yönelik talep dilekçesine istinaden … A.Ş. … Şube Müdürlüğüne yazılan 05.07.2011 tarihli ve 2011/6445 Esas sayılı müzekkere içeriğinde, takibin tedbiren durdurulmasına ilişkin Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.07.2011 tarihli ve 2011/869 Esas sayılı ara kararı gereğince maaş hesabı üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verdiği belirtildiği halde, icra dosyasına takibin tedbiren durdurulması kararını şerh düşmediği gibi alacaklının 13.07.2011 tarihli talebi ile katılanın maaş hesabı dışındaki parasının dosyaya gönderilmesini talep etmesi üzerine, katılanın bankada bulunan 18.774,78 TL’sini 19.07.2011 tarihli reddiyat makbuzu ile alacaklıya ödediği somut olayda; katılanın Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.07.2011 tarihli ve 2011/869 Esas sayılı ara kararını sanığa verdiğini beyan etmesi ve sanık tarafından imzalanan aynı tarihli müzekkerede mahkemenin haczin kaldırılmasına dair kararı gereğince işlem yapıldığının açıkça yazılmış olması karşısında, sanığın mahkeme kararını icra dosyasına işlememek ve mahkeme kararına aykırı olarak alacaklıya ödeme yapmak suretiyle katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği ve bu itibarla icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan ve suç tarihinde icra müdür yardımcısı olan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 4483 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin son fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 161 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca soruşturma veya kovuşturma iznine tabi olmayan ve aynı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren temyize konu görevi kötüye kullanma suçunda 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2020 tarihli ve 2019/730 Esas, 2020/90 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.