YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8407
KARAR NO : 2009/5798
KARAR TARİHİ : 27.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi
Davacı,çalışamayacak kadar malül olduğunun tespiti ile ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri arafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı,… Vasisi … … 12.5.2006 günlü dava dilekçesiile ,Davacı …’ın çalışamayacak kadar malül olduğunun tespiti ile Babası Nasıf …’dan dolayı ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istenmiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile,davacının çalışarak hayatını kazamayacak derecede malül olduğunun tespitine,maluliyet başlangıcı olarak 22.11.2007 tarihinin esas alınmasına dair hüküm kurulmuş ise de,bu sonuç aşağıda açıklanan nedenler gereği yerinde değildir.
1-Dava ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce re’sen göz önünde tutulur.Somut olayda,davacının dava ehliyetinin bulunmadığı ve kendisine 4721 sayılı Yasa’nın 405/2.maddesi gereğince … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 9.2.2009 gün ve 2004/1249 Esas-205/116 Karar Sayılı ilamı ile kardeşi … …’ın vasi atandığı tartışmasızdır.Medeni Kanunun 397.maddesi açık hükmü gereğince”vesayet makamı,kısıtlının ikametgahının bulunduğu Sulh Hukuk Mahkemesi olup,atanan vasi nin bir kısım işlemlerinin vesayet makamının iznine tabi olduğu aynı Yasa’nın 462.maddesinde düzenlenmiş olup bu maddenin 8.fıkrası hükmü gereğince de,vasinin vesayet altındaki kişi adına dava açabilmesi için vesayet makamından izin alması gerektiği açıktır.Bu halde,vasinin gerekli izni olmadan dava açması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Bu yönden mahkemece yapılacak iş;vasiye Sulh Mahkemesinden alacağı”açılan davaya izin”kararını sunması için önel vermek,izin kararı sunulduğu takdirde davanın esasını aşağıda belirtilen şekilde incelemek,Sulh Mahkemesince açılan davaya izin verilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar vermekten ibarettir.
2-Davacı …’ın 1965 doğumlu olup ekli 5510 İstanbul Eğitim Hastanesi’nin 5.4.1989 gün ve 709 sayılı Sağlık Kurulu Raporu gereğince”mental retardasyon”tanısı ile çalışamayacak derecede malül olduğundan Kurum sigortalısı Babası Nasıf üzerinden sağlık yardımlarından yararlandığı uyuşmazlık konusu değildir.Dava da ki uyuşmazlık sigortalı Baba Nasıf’ın 23.10.2004 tarihinde ölümü sonrasında,davacının 3.3.2005 tarihli ölüm aylığı talebinin Kurum’ca reddine ilişkin istemin yerinde olup olmadığı ile davacının maluliyet başlangıç tarihinin ölüm aylığına esas olacak şekilde hangi tarihten itibaren başladığı noktasındadır.
Davacının “mental retardasyon”tanısı ile 20.5.2005 gün ve 4081 sayılı Sağlık Kurulu Raporu aksine Kurum’ca çalışamayacak derecede malül sayılmaması yönünde oluşturulan red kararının doğru olmadığı ekli SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile de bu tanı ile çalışamayacak derecede malül olduğuna ilişkin verilen hüküm yerindedir:Ne var ki Kurum işleminin dayanağı olan 20.5.2005 günlü Sağlık Kurulu rapor tarihinde de çalışamayacak derecede malül olduğuna karar verilen davacının bu maluliyetinin SGK Yüksek Sağlık Kurulunca sonradan aldırılan 22.11.2007 günlü Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma Merkezince düzenlenen Sağlık Kurulu rapor tarihi esas alınarak belirlenmesi,doğru değildir.Gerçekten maluliyetin belirlenmesine ilişkin rapor tarihleri farklı olup davacının maluliyet başlangıç tarihin hangi tarih olduğu açıkça belirlenmeden bu husustaki çelişki dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayıl Yasa’nın 109 ve 5510 sayılı Yasa’nın 95.maddesi gereğince Adli Tıp’dan rapor alınmak suretiyle giderilmeden sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
Bu yönden yapılacak iş;Davacının mental retardasyona bağlı çalışmasına engel maluliyet başlangıcının hangi tarih olduğu,davacının talebi gibi 20.5.2005 tarihinde malül sayılıp sayılamayacağına dair,5510 sayılı Yasa’nın 95.maddesi gereğince Adli Tıp’dan yöntemince rapor alarak belirlemek ,alınacak rapor gereğince davacının davada ki istemi de dikkate alınarak sonucu gereğince bir karar vermekten ibarettir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 27.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.