YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6373
KARAR NO : 2022/8502
KARAR TARİHİ : 26.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosu
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 04.04.2022 tarihli ve 2021/3277 Esas, 2022/3185 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi,gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli …., İlçesi …, Köy Mahallesi çalışma alanında bulunan 1264 ada 1 parsel sayılı 9.243,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 06.07.2005 yevmiye numarası ile 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı; 06.12.2011 yevmiye numarası ile 6831 sayılı Kanun’un 2/A ve 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve temyize konu İ harfiyle gösterilen 773,94 m2 yüzölçümündeki bölümün üzerinde bulunan 3 katlı bina, garaj, odunluk ve kısmen bu alan üzerinde bulunan 1 katlı binanın 1965 yılından beridir …’ın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı …, çekişmeli taşınmazın evveliyatı olduğunu belirttiği 293 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 205,00 m2 yüzölçümündeki kısmını …dan 17.05.2005 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, buna karşın bu yerin eklentisi niteliğindeki garaj yerine ilişkin olarak davalı lehine kullanıcı şerhi verildiğini ileri sürerek bu kısımda lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır.
Mahkemece, önceki tarihli usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.04.2022 tarihli ve 2021/3277 Esas, 2022/3185 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, bu kez iş bu “onama” kararına karşı davacı vekili tafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümünün 1953 yılında yapılan kadastro çalışmalarında …’ın kullanımında olduğunun belirtildiği, davacı taraf bu kısmın …’dan … …’a; … … tarafından …’a; … tarafından …ya ve Sadık Çıra tarafından da kendisine satıldığını iddia etmekle birlikte devir silsilesinde kopukluk olduğu, …’dan … …’a yapılan devrin dayanağının bulunmadığı, bu anlamda 1953 yılında tespiti yapılan ilk kullanıcıdan yapılmış devir bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
3402 sayılı Kanun’un Ek-4. maddesi ile 6831 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, aynı Kanun’un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Bu maddenin amacı kadastro sırasında taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesidir. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında taşınmazı fiilen zilyet olarak kullanan kişilerdir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun, 15.01.2009 tarihli ve 5841 sayılı Kanun ile değişik Ek-4. maddesi uyarınca kullanıcı güncelleme çalışması yapılmış olması halinde ise şerh değişikliği yapılabilmesi için, daha önce yapılan kullanım kadastrosu sırasında lehine fiili kullanıcı şerhi verilen kullanıcıdan yasal bir yolla (akdi ya da irsi) devralma olgusunun kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olaya gelince, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeye göre çekişmeli 1264 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, kadastral İncirköy mahallesi 293 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan ifraz ve tevhit yolu ile oluştuğu değerlendirilmekle beraber, çekişmeli taşınmazın oluşumuna esas tüm belge ve bilgi dosya arasına celbedilmediğinden taşınmazın ne şekilde oluştuğu ve evveliyatının ne olduğu anlaşılamadığı gibi özellikle taşınmazın 5831 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’la eklenen Ek-4. maddesi kapsamında 2/B alanlarında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu edilip edilmediği de araştırılıp tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulmamış, bu kapsamda taşınmazın beyanlar hanesinde bulunan 6831 sayılı Kanun’un 2/A ve 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına yönelik şerhlerin neye istinaden işlendiği sorulup, saptanılmamış, bu yolla taşınmazın hukuki durumu kesin olarak ortaya konulduktan sonra yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerektiği üzerinde durulmamıştır.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca; çekişmeli 1264 ada 1 parsel sayılı taşınmazın oluşumuna esas tüm bilgi ve belgeler getirtilerek taşınmazın oluşum şekli tereddütsüz belirlenmeli, diğer yandan taşınmazın 5831 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’la eklenen Ek-4. maddesi kapsamında 2/B alanlarında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu edilip edilmediği araştırılıp, taşınmazın kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu edildiği belirlendiği takdirde bu kadastro çalışmalarına ilişkin bilgi ve belgeler getirtilerek dosya ikmal edilmeli, taşınmazın kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu edilmediğinin belirlenmesi halinde bu tür bir çalışma yapılmadan 2/B alanlarında zilyetlik şerhine yönelik davaların dinlenme olanağı bulunmadığı dikkate alınmalı, taşınmazın kullanım ve güncelleme kadastrosuna tabi tutulduğunun anlaşılması halinde davanın hangi çalışmaya karşı açıldığı üzerinde önemle durulmalı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmeli, davanın dinlenme olanağının bulunduğunun anlaşılması halinde davanın her türlü delille kanıtlanabileceği ve dosyanın mevcut durumuna göre sözleşme silsilesi kurulduğu da gözetilerek sözleşmelerin aidiyeti, iddia konusu taşınmaz bölümünün kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı gibi hususlar kesin olarak belirlenerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteği 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 04.04.2022 tarihli ve 2021/3277 Esas, 2022/3185 Karar sayılı “onama” kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 26.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.