YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6859
KARAR NO : 2023/192
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
elik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 21.07.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin parada sahtecilik suçundan beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 14.02.2012 – 23.03.2012 tarihleri arasında tutuklu kalması ve ardından gıyabî tutukluluk sebebiyle 40 ay firari olması sebebiyle oluşan 500.000,00 TL maddi ve 1.500.000,00 TL manevi zararının tutuklama tarihi olan 14.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 02.08.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın süresinde açılıp açılmadığı araştırılarak süresinde açılmadığının tespiti halinde davanın reddine karar verilmesi gerekir. 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesindeki tazminat isteme koşulları oluşmadığından davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2017 tarihli ve 2016/348 Esas, 2017/39 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 29.11.2018 tarihli ve 2018/1087 Esas, 2018/3244 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.09.2021 tarihli ve 2019/13468 sayılı, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının cezaevinde geçirdiği sürenin yanında firari olduğu sürenin de 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının az olduğuna, maddi tazminat miktarının takdirinde davacı hakkında beraat kararı verilen ceza yargılaması sırasında … olduğu avukatlık ücretinin de hesaplanması gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının hürriyetinin 13.02.2012 günü devlet eliyle kısıtlandığı, yapılan yargılama sırasında davacının 23.03.2012 günü tahliye edildiği, yargılama sonunda … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/73 E. 2012/309 K. sayılı kararıyla davacı hakkında mahkumiyet kararı verildiği, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2015/14795 E. 2016/1394 K. sayılı kararı ile infazın durdurulmasına ve yeniden yargılanmasına karar verildiği, devamla … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/134 E. 2016/142 K. sayılı kararıyla beraat kararı verildiği, bu kararın 25.04.2016 günü kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının talep ettiği maddi tazminat talebinin konusu cezaevinde bulunduğu süre içinde çalışamamaktan kaynaklı kazanç kaybı ve hakkında kurulan mahkumiyet hükmü nedeni ile firari gezmesinden dolayı gayrimenkullerini değerinin altında satmasından kaynaklı ve bu süreçte ödedikleri vekalet ücretinden kaynaklı zarardır. 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde hangi hallerde tazminat istenebileceğinin sınırlı olarak sayıldığı, davacının aldığı ceza nedeni ile firar etmek zorunda kaldığı sürelerde uğradığı maddi ve manevi zararlarının bu madde kapsamında talep edilmesi olanağının bulunmadığı, dosyada vekalet ücreti ödediğine ilişkin serbest meslek makbuzunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeble davacının maddi tazminat talebinin konusu cezaevinde bulunduğu süre içinde çalışamamaktan kaynaklı kazanç kaybı olarak değerlendirilmiş olup dosyada davacının çalıştığı dönemde elde ettiği aylık kazanca dair ayrıntılı bilgi ve belgenin sunulmadığı, bu nedenle aylık net asgari ücret kadar bir kaybının olacağı değerlendirilmiştir.
Davacının tutuklu kaldığı tarihlerde yürürlükte olan asgari ücret tarifesi esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporunda davacının gözaltı ve tutuklama süresinin toplam 40 gün olduğu ve tutuklama süresince davacının net gelir kaybının 888,44 TL olduğu belirtilmiş olup, davacı lehine 888,44 TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kişinin haksız koruma tedbirine uğradığı ana kadar, hayatı boyunca elde ettiği bilgi birikimi, eğitim düzeyi, psikolojik durumu, haksız yere yapılan muamele, tutuklu kaldığı sürece yaşadığı manevi çöküntü, acı, elem, ızdırabın boyutu, elde edebileceği … ve kariyer potansiyeli, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeyi, çevresinde, haksız koruma tedbiri nedeniyle yaratılan olumsuz intiba, itibar ve haysiyet kaybı ve benzeri nedenler ile dosyaya özgü durumlar dikkate alınmak suretiyle davacı lehine 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Hükmedilen tazminat miktarlarının 14.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hazineden alınıp davacıya verilmesine, davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince davacı lehine 5.947,72 TL nisbî vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Davacının parada sahtecilik suçundan 14.02.2012 tarihinde tutuklandığı, hakkında kamu davası açıldığı, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/134 esas 2016/142 karar sayılı dosyasındaki yargılama sırasında 23.03.2012 tarihinde tahliye edildiği, 15.04.2016 tarihinde beraatine karar verildiği, beraat kararının 25.04.2016 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 21.07.2016 tarihinde, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesi birinci fıkrasında öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Vekalet ücreti yönünden istinaf bulunmadığından, fazla miktarda vekalet ücretine hükmedilmişse de bu husus istinaf kapsamı dışında olduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tazminat davasına dayanak olan dava dosyasında davacının olağanüstü hal kapsamında 34 gün süreyle tutuklu kaldığı, davacının tutuklu kaldığı döneme ait net asgari ücret üzerinden kesinti yapılmadan hesaplama yapıldığında davacının maddi zararının 794,62 TL olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi tarafından hesap hatası yapılarak 888,44 TL olarak maddi tazminatın fazla belirlendiği ve manevi tazminat miktarının belirlenmesinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı sürenin uzunluğu birlikte değerlendirildiğinde, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir manevi tazminat miktarının belirlenmediği, manevi tazminat miktarının güncel koşullara göre fazla miktarda tayin edildiği anlaşılmıştır.
Davalı hazine vekilinin istinaf başvurusu bu sebeplerle yerinde görüldüğünden; hüküm fıkrasında yer alana 888,44 TL olarak belirlenen maddi tazminatın 794,62 TL olarak, 50.000 TL olarak belirlenen manevi tazminatın 15.000,00 TL olarak düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/134 E., 2016/142 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının parada sahtecilik suçundan 14.02.2012 – 23.03.2012 tarihleri arasında 38 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 25.04.2016 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamış olup, tebliğnamede eksik manevi tazminata hükmolunduğu kanaati ile bozma öneren görüşe de iştirak edilmemiştir.
Davacı vekilinin davacının cezaevinde geçirdiği sürenin yanında firari olduğu sürenin de 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yönünden
İlk derece mahkemesinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde hangi hallerde tazminat istenebileceğinin sınırlı olarak sayıldığı, davacının firar etmek zorunda kaldığını beyan ettiği sürelerde uğradığı maddi ve manevi zararlarının bu madde kapsamında talep edilmesi olanağının bulunmadığı yönündeki takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden
Davacının tutuklu kaldığı dönemde çalışamamış olması sebebiyle, 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılarak maddi tazminatın belirlenmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği hususu göz önünde bulundurularak, davacının hakkında beraat kararı verilen ceza yargılaması sırasında … olduğu avukatlık ücretinin maddi tazminat miktarına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 29.11.2018 tarihli ve 2018/1087 Esas, 2018/3244 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.