Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5121 E. 2008/5337 K. 18.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5121
KARAR NO : 2008/5337
KARAR TARİHİ : 18.09.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 129 ada 1 ve 131 ada 1 parsel sayılı 529.50 ve 484.84 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarufu altındaki ham toprak nitelikli yerlerden olmaları nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar İshak ve …, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazların murisleri adına tespiti gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin 1/2 hisselerle davacıların murisi … ve … … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazların, … yolunun açılması sırasında yapılan ve halen geçerli olan anlaşma uyarınca davacı tarafa verildiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Mahallinde 14.9.2007 tarihinde yapılan keşfe katılan yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, birbirleriyle uyumlu beyanlarıyla dava konusu taşınmazların öncelerinin kamu orta malı mera niteliğinde olduğunu, üzerinde sürdürülen bir zilyetliğin bulunmadığını, … yolunun açılması aşamasında yerlerinden yol geçmesine … göstermelerine karşılık olarak dönemin muhtarı ve köylülerce davacı tarafa bırakıldığını bildirmişlerdir. Uzman ziraatçı bilirkişi de keşif tutanağına geçen mütalaası ve dosyaya sunduğu raporunda, dava konusu taşınmazların kamu orta malı mera nitelikli yerlerden olduğunu bildirmiştir. Bu durumda dava ve temyize konu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olmadıkları gibi, bu taşınmazlar üzerinde davacı tarafça sürdürülen bir zilyetliğin de olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca açılan davanın reddiyle dava konusu taşınmnazların tespit gibi tescillerine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA 18.9.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.