YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8138
KARAR NO : 2023/170
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle yaralama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 13.Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2015 tarihli ve 2014/407 Esas, 2015/668 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89/1, 89/2-e,62,52 nci maddeleri gereğince 300 gün adli para cezasının günlüğü 40,00 TL’den paraya çevrilmesi sonucu neticeten, 12.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2…. 13.Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2015 tarihli ve 2014/407 Esas, 2015/668 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 10.03.2021 tarihli ve 2019/8267 Esas, 2021/2474 Karar sayılı ilâmıyla;
Sanığa isnat edilen taksirle yaralama suçu için TCK’nın 89. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen temel ceza miktarı itibariyle 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ve 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Basit yargılama usulü” şeklindeki düzenlemesine tabi olacağı; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile; kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı doğrultusunda CMK’nın 251. maddesi hükümlerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması; nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 13.Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2021/822 Esas, 2022/431 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89/1, 89/2-e,62,52,52/4 ncü maddeleri gereğince 125 gün adli para cezasının günlüğü 30,00 TL’den paraya çevrilmesi sonucu neticeten, 3750 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.10.2022 tarihli ve 2022/119863 sayılı, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1.Sanığın meydana gelen olayda kusurlu olmadığına,
2.Mazeret dilekçesi dikkate alınmadığından savunma hakkının kısıtlandığına,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Katılan …’ın işyerinde çalışırken müştekinin patronu olan sanık …’in vinçten indirilen kalıpların yüklendiği kamyona müştekinin çıkmasını söylediği, katılanın vincin getirmiş olduğu kalıpları kamyona yüklemek üzere kalıpların bağlı bulunduğu halatları açmak için kamyonun kasasına çıktığı, ancak kamyonun şoförü olan sanık Alican Cankaya’nın vince bağlı bulunan kalıpları katılana doğru itekleyerek katılanın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebep olduğu, sanığın asli kusurlu olarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği bu kapsamda taksirle yaralama suçunu işlediği anlaşılmakla, buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul ettiği, öncelikle beraatine karar verilmesini, ancak mahkeme mahkumiyet kararı verirse hakkında lehe olan hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istediğini beyan etmiştir.
3. Kovuşturma aşamasında makine mühendisi, elektrik mühendisi, inşaat mühendisi ve … güvenliği uzmanı olan bilirkişi heyetinden alınan 15.07.2015 tarihli raporda özetle; katılanın olayın meydana geldiği şirkette vasıfsız işçi olarak çalıştığı, işyerinde güvenlik önlemlerinin etkin bir şekilde alınıp uygulanmadığı, vasıfsız işçi niteliğindeki çalışanlara özellikle ağır malzemelerin yüklenmesi, taşınması gibi işlerde bu kişiler çalıştırılmadan önce yeterli tecrübe kazandırılması, daha sonra güvenliği sağlayacak baret, emniyet kemeri gibi aletler verilmesi gerektiği, buna uyulmadığı, ağır malzemeler yüklenirken açık kamyon kasası gibi alanlar üzerine işçilerin çıkarılmaması, bu işlemlerin vinçle yapılması gerektiği, bu alanda yetiştirilmiş, belgeli, tecrübeli işaretçiler ve vinç operatörleri ile koordineli çalışılması gerektiği, oysa bunların yerine getirilmediği, bu nedenle şirket yetkilisi olan sanık …’in kazanın meydana gelmesinde baskın taksirle eylemi nedeniyle birinci derecede ve asli derecede kusurlu olduğu, kamyon şoförü olan diğer sanık ..’ın açık olan kamyon kasasına vinçle ağır malzeme yüklendiği sırada bu işin kamyon kasasındaki işçi bakımından ne denli tehlikeli olduğunu bilip, kasa içine yükler vinç operatörleri tarafından nizami olarak indirildikten sonra çıkarılması, halata bağlı ağır yükün kamyon kasasına yerleştirilmesi aşamasında gerekli koordinasyonun sağlanması gerekirken bunlara riayet etmediği, kazanın meydana gelmesinde taksirli hareketi sonucu 2. Derecede tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
4. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Kusur Yönünden
Yargılama aşamasında düzenlenen 15.07.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Savunma Hakkının Kısıtlandığı Yönünden
Kararın verildiği 08.06.2022 tarihli duruşmada sanık müdafiinin … mazereti sebebi ile mazeret dilekçesi sunduğu, mahkemece rapor eklenmediği için sanık müdafinin mazeret talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 13.Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2021/822 Esas, 2022/431 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.