Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/4539 E. 2009/5716 K. 28.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4539
KARAR NO : 2009/5716
KARAR TARİHİ : 28.09.2009

MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. İCRA MAHKEMESİ

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’nin beraatine karar verilmiş,hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının onama istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanığın üzerine atılı bulunan gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçu İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 9. maddesi ile değişik 338. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır,” şeklinde yaptırıma bağlanmış, İcra ve İflas Kanunu’nun “Ödeme emri” başlıklı 168. maddesinin 6. bendinde, “İtiraz edilmediği ve borç ödenmediği takdirde on gün içinde 74 üncü maddeye, itiraz edilip de reddedildiği takdirde ise üç gün içinde 75 inci maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik edileceği, mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarı”nın ödeme emrinde bulunması amir hükmünü içermekte olup, anılan Yasa’nın “Beyanın muhteviyatı” başlıklı 74. maddesinde de, “mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.” ifadesi ile mal beyanının tarifi ve unsurları belirtilmiştir.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 gün 2006/71 esas ve 2008/69 sayılı kararı ile, müddeti içinde mal beyanında bulunmak üzere mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeme veya yazılı beyanda bulunmama halini yaptırıma bağlayan İcra ve İflas Kanunu’nun 31.05.2005 günlü 5358 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. maddesiyle değiştirilen 337. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş ve iptal hükmü 16 Nisan 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna karşın İcra ve İflas Kanunu’nun “Hapis ile tazyik” başlıklı 76. maddesindeki, “Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hakimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez.” hükmü iptal edilmemiş olup, halen yürürlüktedir. Eş anlatımla borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca düzenlenen ödeme
./..

2009/4539-5716 Sh:2

emrine süresi içinde anılan Yasa’nın 74. maddesine uygun biçimde beyanda bulunma mecburiyetini düzenleyen yasal düzenlemeler halen yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararı ile bundan böyle müddeti içinde mazereti olmaksızın mal beyanında bulunmak üzere icra dairesine gitmeyen veya mal beyanında bulunmayan borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 7. maddesi ile değişik 337. maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılabilme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca borçlu, İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesine uygun olarak düzenlenen ve mal beyanında bulunma ihtaratını içeren ödeme/icra emrinin tebliği üzerine müddeti içinde verdiği mal beyanının gerçeğe aykırı olması halinde alacaklının şikayeti üzerine İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 9. maddesi ile değişik 338. maddesinin 1. fıkrası ile cezalandırılabilmesinin mümkün olduğu gözetilmeksizin mal beyanında bulunmama suçunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesi isabetsiz ise de;
İİK’nun 74.maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, sanığın 3.12.2007 tarihli mal bildiriminde yaşam tarzına göre geçim kaynak ve olanaklarını belirtmemesi nedeniyle mal beyanının İİK’nun 74.maddesinde düzenlenen şartları taşıdığının kabulünün mümkün olmaması karşısında, geçersiz mal beyanından dolayı gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddia edilemeceğinden isnat edilen suç da oluşmamıştır.
Açıklanan nedenlerle gerekçesi yanlış fakat sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, 28.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.