Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3789 E. 2008/3307 K. 09.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3789
KARAR NO : 2008/3307
KARAR TARİHİ : 09.05.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 63, 65; 116 ada 6 ve 138 ada 3 parsel sayılı 5524,46, 6382,54, 3502,27 ve 81,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacı … tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde 6 parça taşınmaz hakkında açılan tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacının Büyükakçapınar ve Harman Düzü mevkilerindeki taşınmazlar hakkında açtığı davanın feragat sebebiyle reddine, diğer dava konusu taşınmazlar yönünden ise davanın kabulüne ve çekişmeli 115 ada 63, 65; 116 ada 6 ve 138 ada 3 sayılı parsellerin davacı ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının Büyükakçapınar ve Harman Düzü Mevkilerindeki taşınmazlar hakkında açtığı davanın feragat sebebiyle reddine, diğer taşınmazlar hakkında açılan davanın ise zilyetlikle mülk edinme şartları lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davacı taraf adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan yargılama hüküm kurmak için yeterli değildir. Dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27.maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsizlikle aktarılmıştır. Mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılama sırasında yapılan keşifle yetinilmiş, tescil davasına konu olan taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında hangi parsellere isabet ettiği, kadastro çalışmaları sırasında davacı adına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen miktarları aşacak şekilde belgesizden taşınmaz mal tespitinin yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır. Eksik incelemeye dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle çekişmeli parselleri dıştan çevreleyen tüm komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının asılları ile varsa dayanakları olan tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler ile taraf tanıkları ve ziraatçı bilirkişi marifetiyle keşif yapılmalı, öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan tescil davasına konu olan taşınmazlar ile davacının yargılama sırasında feragat ettiği taşınmazların hangi parseller olduğu, Kadastro Müdürlüğünce, bu dosyadan davalı olduğu belirtilerek gönderilen parsellerin gerçekten tescil davasına konu taşınmazlar olup olmadığı belirlenmeli, tescil davasına konu olan ancak Kadastro Müdürlüğünce gönderilmeyen parsel tutanakları varsa bunlar davalı hale getirtilerek dosya içersine
celbedilmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların başlangıcında ne durumda bulunduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi ayrıntılı olarak sorulmalı, bilirkişi ve tanıkların sözleri komşu parsel tutanakları ve kayıtları yardımıyla denetlenmeli, keşif sırasında alınan beyanlar ile tespit tutanaklarının edinme sütunundaki açıklamaların çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişki giderilmeye çalışılmalı, ziraatçı bilirkişiden taşınmazların eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım şekli, ekonomik amacına uygun kullanımın bulunup bulunmadığı konusunda çevre parsellerle kıyaslamalı rapor alınmalı, rapora taşınmazların fotoğrafları da eklenmeli, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye elverişli rapor alınmalı, davacı taraf adına belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmazların bulunup bulunmadığı Tapu Sicil, Kadastro ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorularak Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde belirlenen sınırların aşılıp aşılmadığı göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiş olması isabetsiz olup davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 9.5.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.