Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/871 E. 2008/4936 K. 07.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/871
KARAR NO : 2008/4936
KARAR TARİHİ : 07.07.2008

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Taahhüdü ihlal eyleminden borçlu …’nun, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 1 ay hapsen tazyik cezası ile cezalandırılmasına dair, İslahiye İcra Mahkemesinin 12/01/2007 tarihli ve 2006/226 esas, 2007/7 sayılı kararına karsı yapılan vaki itirazın reddine ilişkin mercii …Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14/05/2007 tarihli ve 2007/394 değişik iş sayılı kararı ile, adı geçen sanığın aynı eylem nedeniyle tekrar cezalandırılmasına yönelik, aynı Mahkemenin 12/01/2007 tarihli ve 2006/225-6 sayılı kararına karşı yapılan vaki itirazın reddine ilişkin, mercii …Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14/05/2007 tarihli ve 2007/388 değişik sayılı kararını kapsayan dosyalar incelendi.
1- …Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/394 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; alacaklı ile borçlunun anlaşması suretiyle oluşan ödeme taahhüdünde borçlu tarafından ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak açıkça gösterilmesi ve taraflların bu miktar üzerinden icap ve kabulde bulunmaları gerektiği ve taahhütte bulunulduğu esnada, işleyen ve işleyecek faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin belirlenmesi gerektiği hususları gözetilmeksizin, geçerli bir taahhüdün şartları oluşmadığı halde sanığın 1 ay hapsen tazyik cezası ile cezalandırılmasında,
2- …Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/388 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; ….. İcra Müdürlüğü’nün 07/06/2007 tarihli ve 2006/64 talimat sayılı haciz tutanağında borçlu …’nun borcunu 10/07/2007, 10/08/2007, 10/09/2007, 10/10/2007 ve 10/11/2007 tarihlerinde ödeyeceğine dair taahhütte bulunup söz konusu taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine adı geçenin 10/07/2007 tarihindeki taahhüt ettiği ilk taksidi ödememesi nedeniyle sanık hakkında taahhüdü ihlal suçundan İslahiye İcra Ceza Mahkemesince 12/01/2007 tarihli ve 2006/226 esas, 2007/7 sayılı karar verildiği halde, 10/08/2007 tarihli ikinci taksidin ödenmemesi nedeniyle adı geçen sanık hakkında aynı suçtan 12/01/2007 tarihli ve 2006/225-6 sayılı ayrı bir mahkumiyet kararı verildiği, ilk taksidin ödenmemesiyle taahhüdü ihlal suçunun bir defa oluştuğu ve sonraki taksitlerin ödenmemesinin ayrı bir suç oluşturmadığı gözetilmeksizin sanığın aynı tahhüdün taksitlerini ödemediği gerekçesiyle yeniden cezalandırılmasında, İsabet görülmemekle anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3O9.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 6.11.2007 gün ve 2007/56169 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen,Yargıtay C.Başsavcılığının 05.12.2007 tarihli ve K.Y.B:2007/250892 sayılı tebliğneme ile talep edilmiş olmakla,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre,
1- …Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/394 müteferrik sayılı kararına yönelik bozma talebi hakkında yapılan inceleme sonucunda;Borçlu hakkında yapılan takip sırasında 07.06.2006 tarihinde icra memuru huzurunda alacaklı vekilinin kabulüyle düzenlenen taahhüt tutanağında toplam borç miktarının bütün ferileriyle birlikte hesaplanıp gösterilmediği, borcun taksitler halinde ödenmesi taahhüt edilmiş iken, son taksit tarihi olan 10.11.2006 tarihinde ödenecek miktar gösterilmeyerek “….bakiye kalan bocumu fer’ileriyle birlikte 10.11.2006 tarihinde ödeyeceğimi taahhüt ediyorum” şeklinde taahhütde bulunduğu dikkate alındığında 10.11.2006 tarihinde ödenecek miktar net olarak belirli değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.2.2001 tarih, 2001/8-19 esas ve 2001/26 sayılı kararında, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacağı belirtilmiştir.
Dosya içerisindeki taahhütnamenin incelenmesinden de görüleceği üzere borçlu sanık 10.11.2006 tarihinde yapacağı son taksidi rakamsal olarak göstermeden bakiyesini tüm ferileriyle birlikte, ödemeyi taahhüt etmiştir. 10.11.2006 tarihine kadar oluşacak faizli miktar belirli olmadığından borcun ve taahhüdün miktarının açık olarak saptandığından söz edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca taahhüdü ihlal eylemi de unsurları ile oluşmamıştır. İtirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
2-…Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/388 müteferrik sayılı kararına yönelik bozma istemi konusunda yapılan inceleme sonucunda;
Taahhüdü ihlal eylemi 2004 sayılı İİK’nun 340.maddesinde ;”111.madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlu,alacaklının şikayeti üzerine tetkik mercii tarafından bir aydan üç aya kadar hafif hapis ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş iken 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa’nın 11.maddesi ile değişik 340.maddesinde “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde ifade ile kaleme alınmıştır. 1.6.2005 tarihinden önce işlenen taahhüdü ihlal eyleminde aynı suçtan dolayı bir kez cezalandırılabilecek iken,5358 sayılı Yasa’nın 11.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra her bir borç taksidini ödememesi halinde yeniden yargılanabilecek, ancak anılan maddenin son cümlesinden de anlaşılacağı üzere, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı

geçemeyecektir. Hal böyle olunca tebliğnamenin 2 numaralı bendinde ileri sürülen kanun yararına bozma istemine katılmak mümkün görülmemiş ise de;(1)nolu kanun yararına bozma talebi doğrultusunda taahhütname geçersiz kabul edildiğinden bu kararı da bu yönüyle etkileyeceğinin düşünülmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname farklı gerekçelerle yerinde görülmekle ;
1- … Ağır Ceza Mahkemesinin 14.05.2007 tarih ve 2007/394 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/ 4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu …’nun taahhüdü ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi ile cezalandırılmasına yer olmadığına,hakkındaki cezanın çektirilmemesine,

2- … Ağır Ceza Mahkemesinin 14.05.2007 tarih ve 2007/388 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/ 4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu …’nun taahhüdü ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi ile cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki cezanın çektirilmemesine,
Dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.