YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2729
KARAR NO : 2022/6865
KARAR TARİHİ : 11.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.09.2020 tarih ve 2019/300 E. – 2020/442 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.01.2021 tarih ve 2020/1208 E. – 2021/152 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Tordemir İnş. Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine, davacı banka tarafından başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sebebiyle durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının imzası olmayan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borçtan kefil sıfatıyla sorumluluğunun söz konusu olamayacağını belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu Tordemir İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. arasında 29/09/2014 tarihinde akdedilen genel kredi sözleşmelerini davalı kefilin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığı, davalı …’in kefil olarak imzasının bulunduğu … nolu cari hesap şeklinde işletilen kredi bakımından banka alacağının kalmadığı, ancak davacı banka tarafından dava dışı şirkete 26/09/2016 tarihinde … kredi numarası ile açılan borçlu cari hesap kredisi ve 13/03/2017 tarihinde 4100193041 kredi numarası ile açılan borçlu cari hesap kredisi kullandırıldığı, söz konusu kredi tutarlarının 16/05/2018 tarihinde yapılandırıldığı, 26/09/2016 tarihinde kullandırılan kredi ve sonraki yapılandırılan kredilerinin hesap numaralarının 30/12/2016 tarihinde kapatılan davalı …’in kefil olduğu kredi numaralarından farklı olduğu, yeni genel kredi sözleşmelerinin düzenlendiği, sonraki kredi sözleşmelerinde davalı kefil …’in imzası bulunmadığından takibe konu kredi borcundan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, hükme esas alınan 05.05.2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olduğu, davalının, asıl borçlunun 2014 yılında kullanmış olduğu genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, bu sözleşmeye konu cari hesap şeklinde işletilen kredi borcunun 30.12.2016 yılında ödendiği/kapatıldığı, dava ve takip konusu olan borcun daha sonraki tarihte düzenlenen ve davalı …’in imzası bulunmayan kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine ve davacı bankanın takibi başlatırken kötü niyetle hareket ettiği ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve katılma yoluyla davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 80,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.