YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5968
KARAR NO : 2023/136
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 05.06.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında “yağmaya teşebbüs ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçlarından kamu davası açıldığı, söz konusu davada tutuklu yargılanarak 27.07.2009-07.07.2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2014 tarihli ve 2011/41 Esas, 2014/3 Karar sayılı dosyasında davacının beraatine karar verildiği, tutuklu kalınan sürede çalışamamaktan kaynaklanan kazanç kaybı, kredisinin ödenmemesi nedeniyle satılmak zorunda kalan otomobil bedeli, ödenemediği için haciz işlemi başlatılan kartlar için ödenen meblağ, ceza davası için davacının vekile … olduğu vekalet ücreti ve cezaevinde yapılan harcamalar için 50.000 TL maddi ve uğranılan manevi zarar için 50.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 09.07.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığından ve davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davanın reddini talep etmiş, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kazanç kaybını ispatlayamayan davacının maddi tazminat talebinin yersiz olduğunu ve talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirtmiştir.
3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.09.2017 tarihli ve 2014/217 Esas, 2017/341 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2017/3955 Esas, 2018/2543 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalının temyiz talebinin reddini, davacının temyiz talebinin esastan reddini talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz sebepleri maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ve davacının tutuklanmadan önce sigortasız olarak çalıştığı şirketten aldığı ücret üzerinden maddi tazminat hesaplaması yapılması gerektiğine ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz sebepleri hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının yağma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan 27.07.2009 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği, davacı hakkında yağmaya teşebbüs ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan kamu davası açıldığı, 07.07.2010 tarihinde davacının serbest bırakıldığı, yağmaya teşebbüs suçu bakımından … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.09.2010 tarihli ve 2010/96 Esas, 2010/92 Karar sayılı kararıyla davacı hakkında beraat kararı verildiği, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu bakımından … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2014 tarihli ve 2011/41 Esas, 2014/3 Karar sayılı kararı ile davacı hakkında beraat kararı verildiği, yağmaya teşebbüs suçundan verilen beraat kararının 31.08.2010 tarihinde kesinleştiği, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraat kararının ise kesinleştirme işleminin yapılmadığı, davacı veya müdafiine de kesinleşme şerhi içeren kararın tebliğ edilmediği gerekçesi ile davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Davacı hakkında tazminat davasına dayanak teşkil eden yağmaya teşebbüs suçundan yapılan yargılama sonucunda … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/140 Esas, 1010/74 Karar sayılı ve 11.08.2010 tarihli kararı uyarınca bu suçtan beraatına karar verildiği ve bu kararın 31.08.2010 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasına dayanak teşkil eden diğer suç olan suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak suçundan yapılan yargılama sonucunda da … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/41 Esas, 2014/3 Karar sayılı ve 22.01.2014 tarihli kararı ile beraatına karar verildiği, bu kararın da 30.01.2014 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş beraat kararının davacı veya müdafiine tebliğ edilmediği nazara alındığında, tazminat davasının 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen yasal 1 yıllık süresi içinde açıldığı kabul edilerek davanın süre yönünden reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi hükmünün hukuka aykırı olduğu değerlendirilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Duruşmalı yapılan inceleme neticesinde davacının 27.07.2009 – 07.07.2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, davanın süresinde olduğu, tazminat isteme koşullarının bulunduğu kabul edilmiştir. Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede, cezaevi harcamaları, kredisi ödenmemesi nedeniyle satılan aracın bedeli, ödenemeyen kredi kartları borçları için başlatılan haciz işlemi nedeni ile kart limiti ve faizinin ödenmesi nedeni ile oluşan zarar ve ceza davası kapsamında davacı ile vekili arasındaki ilişkiden doğan vekalet ücretinin maddi tazminata dahil edilemeyeceği kabul edilmiş, dosya kapsamında yapılan araştırma ve davacı tarafından sunulan belgeler çerçevesinde asgari ücreti aşan bir gelir elde ettiğini ispatlayamayan davacı lehine davacının tutuklulukta kaldığı süre için, 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplanan 6.478,33 TL maddi tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmiştir.
Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususların gözetilmesi, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nasafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktarın kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile 9.000,00 TL manevi tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/140 Esas – 2010/74 Karar ve 2011/335 Esas – 2014/483 Karar sayılı ceza dosyaları kapsamında, davacının nitelikli yağma ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından27.07.2009 – 07.07.2010 tarihleri arasında 345 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılamalar sonunda her iki suçtan da beraatine hükmedildiği, nitelikli yağma suçuna yönelik beraat hükmünün 31.08.2010 tarihinde, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna yönelik beraat
hükmünün ise 30.01.2014 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine hükmedilmiş olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile davacı lehine 15.478,33 tazminatın ödenmesine karar verilmiş olması nedeniyle, İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Dosya kapsamında yapılan incelemede, davacının tutuklanmadan önce çalıştığı işyerine müzekkere yazıldığı, gelen cevabın davacının anılan işyeri bünyesinde çalışmadığı yönünde olduğu, davacı tarafından dosya içerisine sunulan sevk irsaliyesi ve kantar makbuzlarının ise davacının asgari ücreti aşan bir gelir elde ettiğini ispatlamaya yeter nitelikte olmadığı anlaşılmakla, davacının tutuklulukta kaldığı süre için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden maddi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2017/3955 Esas, 2018/2543 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden ;
Gerekçe bölümünde (B.2) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2017/3955 Esas, 2018/2543 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.