Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/2232 E. 2008/1824 K. 25.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2232
KARAR NO : 2008/1824
KARAR TARİHİ : 25.03.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yenileme kadastrosu sırasında eski 3816 parsel sayılı 4040 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 372 ada 60 parsel sayılı ve 3790.77 metrekare yüzölçümü ile davacı … adına, eski 3817 parsel sayılı ve 1200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 372 ada 59 parsel sayılı ve 1400.31 metrekare yüzölçümü ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … vekili, 22.4.2005 tarihli dilekçesi ile yenileme nedeniyle müvekkiline ait taşınmazda meydana gelen 249 metrekare eksikliğin davalıya ait 372 ada 59 parselde kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında 172 ada 65, 67 ve 71 parsel sayılı taşınmaz malikleri de davaya dahil edilmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, … bilirkişinin 14.4.2006 havale tarihli raporunda (M, L, K, N, H, G, F, E, D) ile gösterilen kısımların davacıya ait parsel dışında, (A, B, C) ile gösterilen kısımların ise davacıya ait parsel içinde bırakılmak suretiyle tespitine ve davacı parselin yenileme işleminin bu şekilde kabulü ile yenilenmiş bu hali ile tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ile dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 12.04.2006 tarihli … bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. 13.09.2005 tarihinde yapılan keşifte bilgisine başvurulan teknik bilirkişiler rapor ve ek raporlarında davalı 59 sayılı parselin (A) ile gösterilen 47.82 metrekarelik, 65 sayılı parselin ise 65/D ile gösterilen 43.69 metrekarelik kısımlarının davacıya ait parsele tecavüz ettiğini belirtmişlerdir. Mahkemece 8.4.2006 tarihinde yapılan keşifte bilgisine başvurulan teknik bilirkişiler ise hükme esas alınan 12.4.2006 tarihli raporlarında, davalı 59 parselin önceki raporda (A) ile gösterilen 47.82 metrekarelik kısma tekabül eden bölümü (C) harfi ile ve 17.87 metrekare olarak, 65 parselin önceki raporda 65/D ile gösterilen 43.69 metrekarelik kısma tekabül eden bölümü ise (M) harfi ile ve 26.90 metrekare olarak gösterilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yenileme kadastrosu sonucunda davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde bir eksiklik meydana gelip gelmediği, davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde bir eksiklik var ise bu eksikliğin davalılara ait taşınmazlarda kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle çekişmeli taşınmazların sınırlarının değişip değişmediğinin belirlenmesi zorunludur. Taşınmazların sınırlarında değişiklik mevcut ise, kadastro haritaları ile yenileme haritalarının çakıştırılıp uygulanması, bu uygulamada özellikle parsel köşelerinin hesaplanacak koordinatlara göre tersim edilmesi, sınırların tespit edilememesi halinde sabit sınırlardan yararlanılması, tüm bulguların arz üzerinde işaretlenip rapor üzerinde gerekçeleri ile birlikte gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca taşınmazlar üzerindeki fiili kullanım sonucu
ortaya çıkan … kullanım durumunun … bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olduğu ve yenileme paftalarında nazara alınmayacağı hususu göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece, yukarıdaki ilkeler gözetilerek yöntemince bir uygulama yapılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için, ilk kadastro paftası ile yenileme paftası çakıştırılmalı, çekişmeli taşınmazların yüzölçümleri köşe koordinatlarına göre hesaplanmalı, köşe noktası olarak saptanan sınırların neden sabit sınır olarak alındığı gerekçesi gösterilerek açıklanmalı, ilk kadastral sınırlara itibar edilmemesi halinde bu durumun hangi zorunlu sebeplerden ileri geldiği ayrıntıları ile açıklanmalıdır. Kabule göre de; … bilirkişi raporları arasındaki çelişki bulunmasına rağmen hiçbir gerekçe gösterilmeden 2. bilirkişi raporuna itibar edilmesinde isabet bulunmamaktadır. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.