YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19331
KARAR NO : 2023/270
KARAR TARİHİ : 31.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2015 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçtan, ek savunma hakkı verilerek, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci ve birinci fıkraları, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 58 … maddesi uyarınca 4 ay 5 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, iftira suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, 08.04.2014 tarihinde kolluğa müracaat ederek, kayınpederi … …’in şikayetçiler tarafından öldürülmüş olabileceklerini ihbar etmek suretiyle iftira ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın ihbarında, “… …, kayınpederimin kardeşi ile evlidir. […] … ve …, …’in oğulları olur. Eşime düşen araziyi başka şahıslara satmak istediğimde bu şahıslar ‘biz çok kelle kaydırdık.’ diyerek alıcıları caydırıyorlar. Şahısların bu lafı üzerine içime bir kuşku doğdu ve kayınpederim … …’i öldürmüş olabileceklerini düşündüm. …. şüphelendiren bir diğer durum ise … … ölü olarak … … tarafından ilk bulunduğunda yanında hiç çuval yokmuş. Ancak ölü olarak bulunduktan sonra bir saat sonra içinde … olan bir çuval bulunuyor. … Bu olaylarda …. şahidimdir.” dediği görülmüştür.
3. 11.04.2014 tarihli kolluk tutanağında, … …’in 1999 yılında ölümü ile ilgili bir belgenin bulunmadığı belirtilmiştir.
4. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğünün 27.11.2014 tarihli yazı cevabında, … …’in ölümü ile ilgili olarak, 1999/4113 Soruşturma, 2000/1344 Karar sayılı dosyanın bulunup, 2012 yılında imha edildiği bildirilmiştir.
5. Kolluk tarafından bilgisine başvurulan M. D. ifadesinde özetle, babasının ölümünün kalp krizinden olduğunu, doktor tarafından defin ruhsatı verildiğini, araziyi kullanmalarına kimsenin engel olmadığını, eşinin şikayetinden haberdar olmadığını beyan etmiştir.
6. Kolluk tarafından bilgisine başvurulan A. D. ifadesinde özetle, … …’i ölü olarak bulan kişinin kendisi olduğunu, ölenin yanında çuval olup olmadığını bilmediğini, görmediğini, tehdit olayına da şahit olmadığını beyan etmiştir.
7. Sanığın, Cumhuriyet Başsavcılığındaki 26.11.2014 tarihli ek müşteki ifadesinde, olay tarihinde psikolojik olarak rahatsız olduğunu, asıl sorunun arazi uyuşmazlığı olduğunu, kayınpederinin kalp krizinden öldüğünü bildiğini, kayınpederinin öldürüldüğüne dair bilgisinin olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
8. Şikayetçiler hakkında kasten öldürme suçundan, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.12.2014 tarihli, 2014/2796 Soruşturma, 2014/3879 Karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği tespit olunmuştur.
9. Sanık savunmasında; tarla meselesinden kaynaklı anlaşmazlık nedeni ile haksız isnatta bulunduğunu ikrar etmiştir.
10. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 15.01.2016 tarihli ve 505 sayılı raporunda, iftira suçu bakımından ceza ehliyetinin tam olduğu bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Bu itibarla; sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın yukarıda açıklanan şekilde kasten öldürme ve tehdit suçlarını işlemediklerini bildiği halde, haklarında adli yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla şikayetçilere hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazı reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebebi ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebebinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2023 tarihinde karar verildi.