Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/4123 E. 2008/5268 K. 16.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4123
KARAR NO : 2008/5268
KARAR TARİHİ : 16.09.2008

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden SS. … Konut Koop. vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen … vekili Avukat … … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu ve tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak müvekkiline tahsis edilen dairenin tapusunun verilmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif temsilcileri, davacının kooperatif hissesini tüm hak ve vecibeleriyle birlikte bir başka üyeden devraldığı halde bu hisseye ait kredi borcunu ödemediğini ve 36 numaralı konutun halen site yönetiminde olduğunu savunmuştur. Mahkemenin, kredi borcundan önceki üye …’ın sorumlu olduğu, davacının kredi borcundan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuş; bozma ilamında özetle “Dava konusu kredi borcundan davacının sorumlu olup olmadığının tespit edilebilmesi için öncelikle davacının selefi olan …’ın kooperatife devir yoluyla mı, yoksa yeni üye olarak mı kaydedildiğinin tespitinin gerektiği, …’ın …’dan ortaklığı devralmış olması halinde, davacının … dönemindeki kredi borcu da dahil tüm borçlardan halefiyet esası gereği sorumlu olacağı, …’ın ihracından sonra yerine …’ın yeni üye olarak kaydedilmesi halinde ise, kooperatif ile … arasındaki ortaklığa ilişkin bir sözleşme olup olmadığı, var ise dava konusu konut kredisinden …’ın sorumlu olup olmayacağına dair özel bir hüküm bulunup bulunmadığı, İsmail’in kooperatife ortak olduğu tarih ile kredinin kullanıldığı tarih dikkate alınarak, İsmail’in ortaklığa katılım için yaptığı ödeme içerisinde konut kredisi borcunun da bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği” belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, alınan rapor uyarınca davacının her hangi bir borcunun bulunmadığı ve kredi borcundan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, mahkemece verilen ilk karar yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Ancak, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında belirtilen hususlar yerine getirilmeden eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği gibi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 35. maddesine göre üyeliği devralan kişi devreden üyenin borçlarından sorumludur. Diğer yandan kooperatife borcu olan üye tapu tescil talebinde bulunamaz. Somut olayda, bozma ilamı üzerine verilen kararda davacının, dava dışı …’ın üyeliğini devraldığı kabul edildiği halde, devreden üyenin kredi borçlarının akıbeti yeterince araştırılmamıştır. Davalı kooperatifçe, devreden üye …’ın borcunun kooperatifçe ödendiği iddia edilmektedir. Dosyada bunun aksine bir bulguya da rastlanmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun aksine, dosyaya sunulan ve dava dışı kredi alınan bankaca verilen yazıda, önceki üye …’ın 1.445.049.941-TL kredi borcunun davalı kooperatifçe ödendiği belirtilmiştir. Hükme esas alınan raporda, 1.445.049.941-TL borcun nereden kaynaklandığı kooperatife sorulduğu halde cevap verilmediği belirtilmiş, buna göre mahkemece davacının bir borcunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Oysa davalı kooperatifin savunmaları doğrultusunda, mahkemece kooperatif ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bu üyeliğe ilişkin ne kadar kredi borcunun tahakkuk ettiği, bunun nasıl ödendiği, daha sonra başka bir borcun tahakkuk edip etmediğinin saptanması gereklidir. Öte yandan, kararın gerekçesinde geçen zamana rağmen alacağın tahsili yoluna gidilmediğinin TMK’nın 2. maddesi kapsamında iyiniyet kuralına da aykırı olduğundan da bahsedilmiş ise de taraflar arasında üyelik ilişkisi devam ettiği sürece kooperatifin borcunu tahsil yoluna başvurmaması iyiniyet kuralına aykırılık olarak değerlendirilemez. Kooperatif üyeliğini devralan davacı, hissesini devraldığı üyenin borcunun takibini kendisi yapmalıdır. Bu itibarla davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 550.00. YTL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz eden tarafa iadesine,16.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.