Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/3070 E. 2009/4405 K. 18.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3070
KARAR NO : 2009/4405
KARAR TARİHİ : 18.06.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 140 ada 15 parsel sayılı 62616,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın 4753 sayılı Kanun’a göre çalışma yapan Toprak Tevzi Komisyonu tarafından davacının dedesi İsmail … zilyetliğinden olduğunun belirtilmiş olduğu, tarım arazisi niteliğinde olduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli 140 ada 15 parsel sayılı taşınmaz davacı adına tespit edilen 140 ada 14 parsele uygulanan vergi kaydının sınırında mera okuması nedeni ile kayıt miktar fazlası olarak mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacının dedesi İsmail … adına kayıtlı olan ve 140 ada 14 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 1937 tarih ve 76 tahrir nolu vergi kaydının batı ve güney sınırları mera okumakta olup mera sınırı değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olduğundan kayda miktarı ile değer verilmesi gerekip gerekmeyeceği hususu üzerinde durulmamıştır. Ayrıca mahkemenin gerekçesinde çekişmeli taşınmazın Böğrüdelik Köyünde 1952 yılında Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmada 10 ada 10 parsel olarak sınırlandırılan parsel içinde kaldığı ve bu parselin davacının dedesi İsmail … adına belirtmesinin yapıldığı açıklanarak davanın kabulü yönüne gidilmiştir. Konya İl Özel İdaresinden tevzi işlemi ile belgeler istendiğinde benzer konudaki dosyalara verilen cevapta toprak tevzii işlemine başlandığı, ada ve parsellerin belirlendiği, ancak daha sonra işlemlerin durdurulması nedeni ile tevzi işlemlerinin tamamlanmadığı ve dağıtım yapılmadığı belirtilmiştir. Bu durumda Toprak Komisyonunca yapılan belirtme işlemi tek başına kişilere taşınmazı kazanma hakkı sağlamaz. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde açıklanan koşulların da kişiler yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir. Bununla birlikte taşınmazın öncesinin mera olduğunun belirlenmesi halinde Toprak Tevzi Komisyonunca bu niteliği ortadan kaldırabilecek kesinleşmiş bir kararın varlığı saptanmadığı takdirde mera niteliğinin kaybı söz konusu olamaz. O halde, taşınmazın öncesinin belirlenebilmesi için öncelikle Toprak Tevzi Komisyonunun haritasında 10 numaralı tevzii parseli karşısında tapulu yazılı olduğu için böyle bir tapu kaydının olup olmadığı sorulmalı, tapu kaydının bulunması halinde tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, bundan sonra mahallinde komşu köylerden belirlenen yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi heyeti ile taraf tanıkları ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne surette intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tapu kaydı bulunması halinde yöntemince zemine uygulanmalı, zirai bilirkişi kurulundan taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak aynı adada bulunan komşu taşınmazları bir bütün olarak değerlendirecek biçimde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, 3402 sayılı kadastro Kanunu’nun 14/1.maddesinde öngörülen sınırlamalarla ilgili olarak davacının aynı çalışma alanı içinde kayıt ve belgeye dayanmaksızın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinip edinmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 18.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.