Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/4100 E. 2009/4433 K. 18.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4100
KARAR NO : 2009/4433
KARAR TARİHİ : 18.06.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 140 ada 17 parsel sayılı 15462,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Adına tescil kararı verilen davacının aynı çalışma alanı içinde kayıt ve belgeye dayanmaksızın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinip edinmediği konusunda bir araştırma yapılmamış, komşu taşınmazlara uygulanan vergi kayıtları getirtilerek zemine uygulanmamış, usulüne uygun mera araştırması yapılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle davacı adına çalışma alanı içinde zilyedin kayıt ve belgeye dayanmaksızın adına tespit ve tescil olunan taşınmaz bulunup bulunmadığı Kadastro Müdürlüklerinde, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorularak araştırılmalı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca aynı çalışma alanında zilyetliğe dayanılarak ancak kuru arazide 100, sulu arazide ise 40 dönüm miktarındaki arazinin kazanılacağı gözönünde bulundurulmalı, komşu parsellere uygulanan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde komşu köylerden belirlenecek yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne surette intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, çekişmeli taşınmazın dayanağı olan vergi kaydı ile komşu parsellere uygulanan kayıtlar yöntemince uygulanmalı, vergi kaydının kapsamı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere ait kayıtlarla denetlenmelidir. 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği (toprak yapısı, eğimi) ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenerek beyanlar arasında çelişki olması halinde yüzleştirme yapılmak sureti ile çelişki giderilmelidir. Davacının dayandığı ve 140 ada 8 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydının batı ve güney hudutları “mera” okumakta olup taşınmazın güney sınırında eylemli durumda mera bulunduğuna göre eylemli duruma uygun düşen kayda kapsam tayin edilirken miktarına itibar edilmeli, kaydın aksi aynı kuvvette başka bir delille kanıtlanamadığı takdirde eylemli duruma aykırı düşen ve soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemeyeceği gözetilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 18.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.