YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6602
KARAR NO : 2009/8211
KARAR TARİHİ : 01.12.2009
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif genel kurul kararının iptaline ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 26.6.2005 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek, bu kararların iptalini talep etmiştir. Davalı vekili, yetkili ve görevli mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu savunarak, öncelikle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, Urla Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ve temyiz üzerine Yargıtay 11. HD’nce onanan yetkisizlik kararı ile mahkemeye gönderilen dava dosyasında, 02.12.2005 tarihli gönderme kararlarına ilişkin olarak, tefhimden itibaren HUMK’nun 193. maddesi gereğince tahrik dilekçesi verilmesi gerektiği, ancak davacı vekilince verilen dilekçenin 20.02.2006 tarihli olduğu, buna göre anılan hüküm uyarınca 10 günlük yasal sürede dilekçe verilmediği gerekçeleriyle, davanın HUMK’nun 193. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle HUMK’nun 193. maddesi kapsamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kural olarak, TTK’nın 5. ve HUMK’nun 193. maddeleri kapsamında verilen işbölümü nedeniyle gönderme kararı üzerine, HUMK’nun 193. maddesi gereğince hükmün tefhiminden itibaren 10 günlük süre içinde gönderen ya da gönderilen mahkemeye dilekçe verilmesi ya da tebligat için masraf yatırılması aksi halde bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu tip kararların yalnız başına temyizi de mümkün değildir. Ancak gönderme kararı bağlamında yanlışlıkla olsa da yetkisizlik kararı şeklinde, gönderme kararının niteliğine tamamen yabancı olan ve onunla bağdaşması mümkün olmayan bir nihai karar verilmiş olması halinde, gönderme kararının nihai hükme ilişkin bu bölümünün yalnız başına temyizi mümkündür. Somut olayda, davanın ilk açıldığı Urla Sulh Hukuk Mahkemesince yukarıda açıklandığı şekilde yetkisizlik kararı verilmiş olup, nitekim verilen bu ilk kararın temyizi Yargıtay’ca kabul edilmiş ve kararda bu husus belirtilerek karar onanmıştır. Bu durumda, ilk mahkemenin yetkisizlik kararı niteliğindeki bu kararın temyizi kabil olduğuna göre, böyle bir gönderme kararının açıklanan bu özellikleri nedeniyle, HUMK’nun 193. maddesindeki 10 günlük yasal sürenin bu davada tefhimden değil, tebliğden başlaması gerektiğinin kabulü gerekir. Doktrin ve Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. (Prof.Dr. …, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4.Baskı, Ankara-1979, Cilt 1, Sh.455 vd.) Bu itibarla, mahkemece gönderme kararının temyizi kabil bir karar şeklinde verilmiş olması nedeniyle, kararın
01.02.2008 tarihinde kesinleşmesinden çok önce Urla Asliye Hukuk Mahkemesi’ne HUMK’nun 193. maddesi kapsamında 20.02.2006 tarihinde ticaret mahkemesine gönderilmesi için dilekçe verilmiş olmasına göre, davanın esasına girilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tefhim tarihi esas alınarak sürenin geçirildiğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 01.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.