YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22316
KARAR NO : 2022/20516
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Onama, bozma
Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anaya Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
2) Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
TCK’nın 158/1-f maddesinde suç oluşturan fiil düzenlenmiştir, TCK’nin 158/1-f son fıkrasında ise bu fiile uygulanacak ceza miktarı belirtilmektedir. Suça konu iddianame ve görevsizlik kararında sanığa yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğu hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmıştır. Buna göre, sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmıştır. Sanık kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmektedir. Cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu değildir. Dolayısıyla sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu husustaki bozma isteyen düşünceye de iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
A) 5237 sayılı TCK’nin 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nin 158/1-f-son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken önce suçtan elde olunan haksız menfaat dikkate alınmaksızın, gün adli para cezası belirlenip indirimler yapıldıktan sonra doğrudan suçtan elde olunan haksız menfaat miktarının iki katı adli para cezası belirlenmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini yasaya aykırı,
B)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının adli para cezası ile ilgili kısmından sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80 TL”, “TCK’nin 158/1-son maddesinin son cümlesine göre sanığa verilecek adli para cezasının suç nedeniyle elde edilen menfaatin iki katından aşağı olamayacağı anlaşılmakla sanığa verilecek adli para cezası suç nedeniyle elde etmiş olduğu menfaat olan 23.450,00 TL’nin iki katı olan 46.90000 TL’ye yükseltilerek sanığın sonuç olarak 46.900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ve “sanığın neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 46.900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine “2345 gün”, “1954 gün”, “39.080 TL” ve “sanığın neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 39.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine “Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı gözetilerek uygulanmasına” cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.12.2022 tarihinde II. nolu düzeltilerek onama düşencesi yönünden Başkanvekili …’ın TCK’nın 158/1-f, son maddesi uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkının hatırlatılmayarak savunma hakkının kısıtlandığına dair karşı oyu ile oy çokluğuyla diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.
(Karşı Oy)
Yz.İşl.Md. Y. …
KARŞI OY
Dairemizin 19/12/2022 tarih, 2021/22316 Esas, 2022/50516 Karar sayılı sanık … hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
A) TARTIŞMANIN KONUSU:
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık sanık hakkında TCK’nın 158/1-f. maddesi sevkiyle kamu davası açılırken iddianamede aynı maddenin son fıkrasına yer verilmemesi halinde TCK’nin 158/1-f, son maddesinin uygulanması ihtimali binaen CMK’nin 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir.
B) İDDİA:
Karaman Cumhuriyet Başsavcılığının aynı yer Asliye Ceza Mahkemesine hitaplı 18/09/2013 tarih 2013/2140-834 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle TCK’nın 204/1, 157/1 maddeleri sevkiyle kamu davası açılmış, Karaman 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24/09/2013 tarih, 2013/171 Es, 2013/22 Kr. sayılı GÖREVSİZLİK kararında da, TCK’nin 158/1-f maddesine yer verildiği halde aynı maddenin son fıkrasına temas edilmemiştir.
C) YARGILAMA SÜRECİ:
Karaman Ağır Ceza Mahkemesince 21/01/2015 tarih 2013/177 Es., 2015/7 Kr. sayı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yanında TCK’nin 158/1-f, son, 52/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 46.900,00 TL APC ile cezalandırılması karar verilmiştir.
Anılan yargılamada TCK’nin 158/1-f, son maddesinin uygulanmasına binaen ek savunma verilmediği gibi iddia makamının esas hakkındaki mütaalasında da 158/1-f, son maddesine yer verilmemiştir.
D) KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEME:
1-Sanığın eylemi TCK’nin 158/1-f bendinde bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, dolandırıcılık suçu olarak tanımlanmıştır.
Anılan bentte sadece fiilin tanımına yer verilmiş, fiile tertip edilen ceza ise aynı maddenin son fıkrasında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmiş; ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmiştir.
2-CMK’nin 226/1 maddesinde; sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez şeklinde düzenlemeye yer verilirken 2. fıkrasında ise; cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında da ek savunma verileceği emredici bir şekilde düzenlenmiştir.
E) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi, o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesine bağlıdır. Dolayısıyla dava açan belgede (mahkemece kabulüne karar verilmiş iddianame) hem suçun adı, hem eylemi oluşturan olaylar hem de eyleme uygulanacak yasa maddelerinin açık ve duraksamaya yer verilmeksizin belirtilmesi zorunludur.
İddianamede anlatılan fiilin dışına çıkılarak davaya dâhil edilmeyen bir fiil nedeniyle yargılama yapılması ve bu fiilden dolayı hüküm kurulması davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlaline yol açar.
Bu sebeple iddianamede sadece suç teşkil eden fiilin anlatılması yeterli olmayıp maddi olayın tamamen açıklanması zorunluluk arz etmektedir.
Başka bir deyişle iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
CMK’nın 225 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre mahkeme, fiili nitelendirirken iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla yargılama sürecinde iddianamede gösterilen “fiilin hukuki niteliğinin” değişmesi söz konusu olabilir. Bununla birlikte “cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması” da mümkündür.
İddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi ve cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumlarında CMK’nın “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226 ncı maddesi ile kanun koyucu, sanığa “ek savunma hakkı” verilerek değişen duruma göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır.
Yukarıda içeriği belirtilen iddianamede TCK’nin 158/1-f maddesinde tanımlanan atılı fiil belirtilmiş, ancak bu fiile uygulanacak hürriyeti bağlayıcı ceza ile adli para cezası miktarlarını belirleyen son fıkrasına yer verilmemiştir.
Dolayısıyla sanık iddianamede belirtilen sevk maddesi kapsamında kendisine atılı fiili öğrenmekte buna karşılık fiilin yaptırımını teşkil eden cezalar konusunda hiç bilgilendirilmemiştir. Bu noksanlığın CMK 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilerek tamamlanması gerekirken gözardı edilerek hüküm kurulmuştur.
F) SONUÇ:
TCK’nin 158/1-f, son fıkrasının iddianamede yer almaması, iddia makamının esas hakkındaki mütaalasında da ifade edilmemiş olması karşısında, ek savunma da alınmaksızın cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden düzeltilerek onama yönündeki görüşüne katılmıyorum. 19.12.2022
…
11. Ceza Dairesi Üyesi