Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/17702 E. 2009/6112 K. 30.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17702
KARAR NO : 2009/6112
KARAR TARİHİ : 30.04.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, işkazası sonucu sürekli işgöremez duruma gelen davacı işçinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece dava feragat nedeni ile ret edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının 31.07.2006 tarihinde 36 yaşında geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma geldiği, vekili vasıtası ile 27.11.2006 tarihinde 5.000.00.- YTL maddi, 15.000.00.-YTL manevi tazminat istemi ile dava açtıktan sonra, davacı … 24.07.2007 havale tarihli dilekçesiyle mahkemeye, davadan feragat ettiğini bildirildiği; daha sonra aynı gün mahkemenin 22.05.2007 tarihli duruşma tutanağının altına, 24.07.2007 ( “2007” tarihi daktilo hatası ile “2006” olarak yazılmış ise de) tarihinde, saat 14.50’de “feragat dilekçesi vermiş ise de, davasından feragat etmediğini, davasının devam etmesini istediğini” bildirdiği beyanı, katip ve hakim imzası ile tutanak altına alınmış ve mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Feragatin hangi şartlarda yapıldığı belli değildir. Ancak, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2007/10660 Numaralı soruşturma evrakının incelenmesinde davacının, açtığı tazminat davasından dolayı, davalı …nin yetkilileri olan Necmettin ve Hasan Çelik tarafından tehdit edildiği iddiasıyla 26.07.2007 tarihinde şikayette bulunması üzerine yürütülen soruşturma sonucunda delil yetersizliğinden takipsizlik kararının verildiği; davacı vekilinin de, 28.11.2007 ve 12.03.2008 tarihli celselerdeki beyanlarında ve temyiz dilekçesinde davacının tehdit altında, irade fesadına uğratılarak davasından feragat ettiğini, davacının feragatının geçerli olmadığını belirttiği görülmektedir..
Feragat kişinin neticei talebinden vazgeçmesidir. Dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı HUMK 91. ve devamı maddelerinde belirtilmiştir. Bu anlamda davacı şekli kurallara uyarak feragatını yapsa da bu feragat iradeyi fesada uğratan hata, hile ve (ikrah)korkutmaya dayalı olmadığı sürece geçerlidir.
Hile genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede yanıltma söz konusudur. Korkutmada bir kimseyi bir hukuksal işlem yapmaya yönlendirmek için bilerek hukuka aykırı bir davranışla o kişiden istenilen irade beyanında bulunmaz ise, kötülüğe uğrayacağı kanısının yaratılması, o kişinin korkutulmasıdır.Yaratılan korku sonucu irade bildiriminde bulunan kişinin iradesinin oluşumu sakattır. Sakatlık irade bildiriminde değil, iradenin oluşumundadır. Sakat da olsa, irade vardır. Korkutulan, iradesini isteyerek açıklamış olmakla beraber, bu irade … karar ve düşüncenin sonucu değildir. Ne var ki korkutulanın bildirimi iradesine uygundur.
Yapılacak iş ,temyiz dilekçesindeki itirazlar da dikkate alınarak, davacıya bu konudaki tüm delillerini bildirmesi için önel vermek, iş kazasına maruz kalan ve iş gücü kaybının bulunduğunu ileri süren kişinin nasıl olup da, tazminat taleplerinden feragat ettiğinin, feragat aşamasına hangi şartlarda geldiğinin, feragat dilekçesi aşamasında hata, hile veya korkutma gibi irade fesadına konu eylemlerin olup olmadığının BK’nun 23-30 maddeleri kapsamında araştırırarak tüm deliller bir arada değerlendirilip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu konudaki taraf kanıtları toplanıp iddia değerlendirilmeksizin bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın salt feragatın kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı gerekçesiyle eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.