YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5912
KARAR NO : 2008/5532
KARAR TARİHİ : 19.09.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 114 parsel sayılı 1015.63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen ve taksimen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazın tahminen 800 metrekarelik kısmının kendisine ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli 102 ada 114 sayılı parselin tespit gibi tesciline, davanın kabulü nedeniyle parselin üzerinde bulunan 2 katlı taş evin davacıya ait olduğu hususunda tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalının davayı kabulüne rağmen davacının aynı çalışma alanı içinde edindiği taşınmazların toplamının 100 dönümü geçmesi nedeniyle “davanın reddine ancak davalının kabul beyanı nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat niteliğindeki evin davacıya ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş ise de; Mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmediği gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da yeterli bulunmamaktadır. Davacı, dava dilekçesinde davalı kardeşi adına tespit edilen nizalı parselin tahminen 800 metrekarelik kısmının kendisine ait olduğu, evinin bulunduğu tahminen 200 metrekarelik kısmın ise davalıya ait olduğu iddiası ile dava açmıştır. Yargılama sırasında ise taşınmazın murisleri olan babalarından intikal ettiğini taksim edilmediğini ancak mirasçı davalının 13.9.2003 tarihli senet ile tüm taşınmazlardaki hissesini kendisine devrettiğini bu nedenle taşınmazın tamamının adına tescilini talep etmiştir. Davalı … ise Mahkemeye verdiği 23.10.2007 tarihli kendisi tarafından verildiği usulünce belirlenmiş olan kabul dilekçesi ile davayı kabul ettiğini belirterek taşınmazın tamamının davacı adına tescilini istemiştir. Bu durumda davacının davası ve kabul beyanının kapsamları tam olarak belirlenmemiştir. Davayı kabul, davaya son veren taraf işlemi olup, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağından kabul beyanı doğrultusunda kabul edilen bölümlerin davacı taraf adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle; taşınmaz başında tarafların da katılımı ile yeniden keşif yapılması, dava edilen ve kabul edilen kısımların kesin olarak belirlenmesi, teknik bilirkişiye davaya konu edilen bölümleri gösterecek şekilde infaza elverişli kroki tanzim ettirilerek buna uygun karar verilmesi gerektiği gibi, Hazine davada taraf olmadığı ve olayda 3402 sayılı Yasa’nın 30. maddesinde öngörülen re’sen araştırmayı gerektiren haller de bulunmadığı halde, davacı adına aynı çalışma alanında tespit edilen taşınmazların toplamının 100 dönümü geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi de isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.9.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.