YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6686
KARAR NO : 2009/8912
KARAR TARİHİ : 22.12.2009
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif kredi borcuna dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, davalı kooperatif aracılığı ile dava dışı bankadan kullandığı krediyi ödemek amacıyla kooperatif başkanına verdiği paranın yerine yatırılmadığını, bu yüzden bankaya icra takibi yoluyla ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu toplam 5.200,00-YTL’nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif başkanı, davacının ödediği paranın banka hesabına yatırıldığını, ancak davacının iki ayrı kredi borcu olduğunu, paranın hangisine yatırıldığını bilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davalı kooperatifin üyelerinin kredi borcunu tahsil görevi olmadığı, bu nedenle kooperatife husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı olarak alınan kredinin dava dışı Halkbank’a geri ödenmesi sırasında, kooperatif başkanına elden verilen 2.000,00 YTL’nin hesaba yatırılmaması nedeniyle ikinci kez ödendiği iddiasına dayalı olarak istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle kooperatife husumet yöneltilemeyeceği için davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı kooperatifin başkanı tarafından bu paranın alındığını ve bankaya yatırıldığı kabul edilmiş, ancak davacının birden çok kredi borcu olduğu belirtilerek, paranın bir başka hesaba yatırılmış olabileceği savunulmuştur. Buna karşın, mahkemece kooperatif ana sözleşmesi dosyaya getirtilip, kooperatifin nasıl temsil edildiği belirlenmediği gibi, kooperatifte böyle bir uygulamanın bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Mahkeme kararında kooperatif yönetiminin bu şekilde bir görevi olmadığına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de; dayanağı ne olursa olsun eğer kooperatifte böyle bir uygulama var ise bu tür mükerrer ödemenin varlığı halinde kooperatifin sorumlu olması tabidir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan hususların araştırılması ve davalı tarafın savunmasının yanıtlanması gerekli olup, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.