Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/4374 E. 2008/4307 K. 10.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4374
KARAR NO : 2008/4307
KARAR TARİHİ : 10.06.2008

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Ödeme şartını ihlal eyleminden borçlu … hakkında yapılan yargılama sonucunda haciz sırasında yapılan taahhütte alacaklının kabul beyanından sonra borçluya tefhim ve ihtarat olmadığı görülmekle borçlunun beraatine dair, İstanbul 4.İcra Mahkemesinin 19.12.2006 tarihli ve 2006/2459-3832 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 2004 sayılı İİK’nun 340. maddesine göre bir ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2007 tarihli ve 2007/148 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 17.03.2008 gün ve 15828 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 05.05.2008 gün ve K.Y.B:2008/74709 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğname ile;
1-Sanığın taahhüdünü içeren tutanakta ödenmesi gerekli toplam borç miktarının faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerini de kapsar şekilde rakamsal olarak gösterilmediğinden taahhüt hukuken geçersiz olup, atılı suç oluşamayacağından, İstanbul 4.İcra Mahkemesinin 19.12.2006 tarihli ve 2006/2459-3832 sayılı beraat kararına karşı itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin benzer bir olay sebebi ile vermiş olduğu 22.05.2007 tarihli ve 200/928-1931 sayılı kararında, İcra Ceza Mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara 2004 sayılı İİK’nun 353/1.maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma yada borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların usulsüzlük bulunmadığı ifadesi karşısında, somut olayımızda sanığa tebligatın yapılmamış olması sebebiyle, tebligat yapılmak ve savunma alınmak üzere dosyanın İstanbul 4.İcra Mahkemesine gönderilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.
Dosya kapsamına göre, borçlu sanık hakkında yapılan 10.000.00 YTL bedelli takip sırasında 30.05.2006 tarihinde icra memuru huzurunda alacaklı vekilinin kabulüyle

düzenlenen 1.8.2006 tarihli haciz tutanağında düzenlenen taahhütte borçlu aynen “12.333,70 YTL faiz ve masrafları ile birlikte 8.9.2006 tarihinde ödemeyi taahhüt ediyorum” şeklindeki beyanda taahhüt edilen miktar hiç bir kuşkuya yer vermeksizin net olarak belirlenmiş değildir. Şöyle ki, faiz ve masraflarla birlikte toplam borç mu yoksa 12.333,70 YTL borç ile birlikte faiz ve masrafları da ayrıca ödeyeceği mi ifade edilmek istendiği anlaşılamamaktadır. Bu durumda taahhüt edilen miktarın net olarak belirlendiğinden söz edilemeyecektir. Dolayısıyla İcra Mahkemesince verilen beraat kararı doğru olup bu karara yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne ve bir ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Borçluya isnat edilen eylemin oluşmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede talep edilen diğer hususların tartışılmasında hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname kısmen yerinde görülmekle İstanbul 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2007 tarih ve 2007/148 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/ 4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu …’nın taahhüdü ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi ile cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.