YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6606
KARAR NO : 2009/8656
KARAR TARİHİ : 15.12.2009
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı aidat borcunun tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatife olan aidat borçlarını ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazlarının iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kooperatife borcunun olmadığını ve gecikme faizini kabul etmediğini savunarak, davanın reddini ve %40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, davalının kooperatife 40,00-YTL aidat ve 802,00-YTL gecikme faizi borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın bu meblağlar üzerinden kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın iptaline ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, takipten sonra ödenen 744,00-YTL’ nin faiz alacağından mahsubuna karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif aidat borcunun tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; BK’nun 84. maddesi hükmüne göre alınan kısmın geciken veya kısmen yapılan ödemeleri öncelikle faiz ve masraflara mahsup etme hakkı bulunmaktadır. Bu ilke, kooperatif genel kurulunca aksi yönde bir karar alınmadıkça ya da kooperatifte böyle bir uygulamanın varlığı ispat edilmedikçe kooperatif alacaklarında da uygulanır. Mahkemece, davacı kooperatifin kayıtlarında, davalının hesaplarında gecikmiş ödemelerin önce ana paraya mahsup edildiği gerekçesiyle aksi yönde hesaplama yaptırılarak buna göre karar verilmiş ise de; bunun kabulü için, yukarıda açıklandığı üzere genel kurul kararı veya tüm üyeleri kapsayan genel nitelikli bir uygulamanın varlığının ispatı gereklidir. Bu itibarla, mahkemece açıklanan hususların araştırılması ve bunun sonucuna göre alacağın hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 15.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.