Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1950 E. 2022/6879 K. 11.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1950
KARAR NO : 2022/6879
KARAR TARİHİ : 11.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.11.2020 tarih ve 2018/262 E. – 2020/666 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.02.2021 tarih ve 2021/62 E. – 2021/271 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili davacının davalı şirketin bayisinden 29.04.2014 tarihinde Ford … Cargo … model bir tır çekici satın aldığını ve kullanmaya başladığını, 04.03.2016 tarihinde motor arızası nedeniyle yetkili servise müracaat ettiğini ancak arızanın kullanılan yakıttan kaynaklı olduğunun ve tamirinin garanti kapsamında yapılamayacağının belirtilip çıkarılan masraf listesinin davacıya verildiğini, oysa arızanın garanti kapsamında herhangi bir bedel talep edilmeksizin yapılması gerektiğini, davacının sözleşmeden dönme ve aracı iade yönündeki seçimlik hakkını kullandığını ancak davalının buna yanaşmadığını ileri sürerek aracın fatura bedeli olan 216.132,80 TL’nin fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazı ile davanın, aracın teslim tarihinden iki yıl geçtikten sonra açıldığını ve buna göre davanın zamanaşımına uğradığını, ayıplı olduğu ileri sürülen aracın davalıdan satın alınmadığını, ayıp ihbar sürelerine riayet edilmediğini, araçta ayıp bulunduğuna ilişkin iddianın yersiz olduğunu, kullanıma bağlı olarak ortaya çıkan arızanın garanti kapsamında kalmadığını, bedelin iadesi yönündeki talebin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını ve fatura tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, 29.04.2014 tarihinde davalının yetkili bayisi olan Tan Oto Motorlu Araçlar Taş. ve İnş. Tic. Ltd. Şti.’den Ford … Cargo … model bir tır çekici satın aldığı ve 04.03.2016 tarihinde araçtaki motor arızası sebebiyle yetkili teknik servise müracaat ettiği, yetkili servisin 07.03.2016 tarihli iş emrine göre arızanın onarılması için davacıdan 88.180,46 TL ücret istediği, ancak yapılan görüşmeler neticesinde ücretin 14.03.2016 tarihli iş emrine göre 45.390,14 TL olarak revize edildiği, davalının, motordaki arızayı tespit ettikten sonra aracı garanti kapsamında ücretsiz onarmamasındaki sebebi, arızanın kötü yakıt kullanımından kaynaklı savını ileri sürdüğü, alınan bilirkişi raporlarının tamamında ise arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve üretimden kaynaklandığı, garanti kapsamında bulunduğunun mütala edildiği, davalı arızanın mevcudiyetini kabul etmiş olmakla ayıbın varlığını da zımnen ikrar ettiği, ayıba karşı tekeffül borcunun ikrar edilmesi, zamanaşımını kesen sebeplerden olduğundan somut olayda ayıbın varlığının davalı tarafından zımnen de olsa ikrar edilmesi ile zamanaşımının 07.03.2016 tarihinde kesildiği, bu nedenle dava tarihi itibariyle zamanaşımı dolmadığından davalının zamanaşımı def’i yerinde görülmediği, davacı aracını Tan Oto Motorlu Araçlar Taş. ve İnş. Tic. Ltd. Şti.’den satın almış olup faturada açıkça anılan şirketin Ford Otosan yetkili bayisi olması ayrıca, davacıya araçla birlikte teslim edilen Garanti Belgesi’nde Ford Otosan – Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.’nin matbu kaşe ve imzası yer aldığından davalının husumet itirazının yerinde görülmediği, araçtaki arızanın enjektör kaynaklı ve arızaya 2 nolu enjektörün damlatma yapmasının sebep olduğu, gizli ayıp niteliğinde ve onarım ile giderilebilecek nitelik taşıdığı, arızanın ücretsiz tamirinin ekonomik ve teknik açıdan uygun olduğunun alınan raporlar ile saptandığı, aracın davanın devamı sırasında Samsun 9. İcra Dairesi’nin 2018/151 Talimat sayılı dosyasında 18.09.2018 tarihinde gerçekleşen ihale sonucunda arızalı olarak KDV dahil 77.891,80 TL’ye satıldığı, satışa esas 09.03.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre aracın ihale tarihindeki değerinin 129.800.- TL olduğu, mahkemece alınan rapora göre de 2018 yılı itibariyle aracın hasarsız değerinin 255.000.- TL ve araçtaki arızanın onarım bedelinin ise 124.893,27 TL olduğu, aracın mevcut arızası ile birlikte piyasa değerinin 130.106,73 TL olduğu, aracın arızasız piyasa değeri ile arızalı piyasa değeri arasındaki farkın onarım bedeli kadar olduğu nazara alındığında, onarım bedelinin araçtaki değer kaybı olarak kabul edildiği, aracın elden çıkartıldığı tarihteki ayıplı değeri (130.106,73 TL) ile ayıpsız değeri (255.000.- TL) arasındaki farkın (124.893,27 TL) davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,124.893,27 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı istinaf talebinde zamanaşımı itirazında da bulunmuş ise de bilirkişi raporuna göre araçta meydana gelen arızanın (ayıbın) gizli ayıp olduğu, bu nedenle zamanaşımına uğramadığı, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, ayıplı araç nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davaya konu araç davacı alıcı tarafından 29.04.2014 tarihinde satın alınmış, dava ise 09.08.2016 tarihinde açılmıştır. Davalı şirket garanti veren sıfatıyla garanti sözleşmesi kapsamında araçtaki ayıptan kaynaklanan zarardan garanti süresince sorumludur. Ancak, mahkemece ayıba karşı tekeffül borcunun ikrar edilmesinin zamanaşımını kesen sebeplerden olduğu, araçtaki ayıbın öğrenildiği tarih olan 07.03.2016 tarihinde ayıbın zımnen de olsa ikrar edildiğinin kabulü ile zamanaşımının kesilmesi nedeniyle davanın 6098 sayılı TBK m.231 vd gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmaması nedeniyle zamanaşımı definin reddine karar vermesi yerinde görülmemiştir. Zamanaşımını kesen sebepler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda sayılmıştır, ayıbın varlığının veya ikrarı zamanaşımını kesen nedenler arasında bulunmamaktadır. Öte yandan ayıp ihbar süreleri ile dava zamanaşımı süreleri de birbirinden farklı kavramlardır. TBK’nın m.231/1 maddesi uyarınca; satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü davanın, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlamıştır. Satıcı tarafından daha uzun süreli garanti verilmiş ise, garanti süresinin sonuna kadar dava açılabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Somut olayda, anılan yasa hükmündeki süre geçtiği gibi garanti süresi de geçtikten sonra dava açıldığı 231/2. maddesi uyarınca da davacının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğu ispatlanamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken, somut olaya uymayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.