YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3850
KARAR NO : 2009/2055
KARAR TARİHİ : 31.03.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 2 parsel sayılı 5.047,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, 102 ada 7 parsel sayılı 2.212,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kayıtları nedeniyle …, …, … ve … , 102 ada 17 parsel sayılı 1.173,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kayıtları nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları, yasal süresi içinde dava konusu taşınmazların tapu kaydı nedeniyle babaları ölü … adına tesbit edilen 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın devamı olduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların, veraset ilamlarındaki payları oranında tespit maliklerinin mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, zemindeki fiili sınırlara itibar edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme, araştırma ve değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Kadastro tesbiti sırasında uygulanmayan ancak yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen Şubat 1961 tarih 32 sıra sayılı tapu kaydının davalı 102 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında gerek davacıların gerekse de davalıların tapu kayıtlarına dayanmakta oldukları anlaşılmış olup tapu kayıtlarının krokileri bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtları ile dava dışı 102 ada 3 parsele ve bu taşınmazın doğusunda bulunan taşınmazlara revizyon gören tapuların krokileri incelendiğinde birbirine tamamen uyum sağladığı ve birleştirilebildiği görülmektedir. Bu şekilde birbirine uyumlu olan krokilerin birleştirilip zemine uygunluğu denetlenmeden uygulanamadığını kabul etmek mümkün değildir. Uygulanabilirlik, harita ya da krokinin zemine eksiksiz uyumlu olması anlamına gelmemekte olup krokinin zeminde nereye ait bulunduğunun anlaşılmasını ve bir ya da birkaç sınırı itibariyle pafta haritası ya da zemindeki fiili sınırlarla çakıştırılabilmesi sonucu uygulanabilir hale gelmesini ifade etmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca uygulanabilir krokisi bulunan tapu kayıtlarının kapsamının krokisine göre belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Diğer taraftan 102 ada 2 ve 17 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümleri, dayanakları olan tapu kayıtlarının yüzölçümlerinden fazla olup davacıya ait çekişmesiz 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü ise dayanağı olan tapu kaydının yüzölçümünden azdır. Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi çerçevesinde hukuki kıymetini korumaktadır. Her ne kadar davalılardan … mirasçısı …, 102 ada 3 parsele revizyon gören
tapu kaydına konu taşınmazın babası … ile davacıların murisi … tarafından müştereken alındığını iddia etmekte ise de, bu iddiasını kanıtlayamadığı gibi; müştereken alınan taşınmazın, 102 ada 2 parsele ait olduğu anlaşılan tapu kaydı kapsamındaki taşınmaz olduğu, söz konusu tapu kaydının geldisi olan 19.08.1946 tarih 22 sıra numaralı kayıttan anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle uzman fen bilirkişisi eliyle davacı ve davalıların tutundukları tapu kayıtları ile komşu parsellere ait tapu kayıtlarının harita ve krokileri temin edilip ölçekleri farklı olanlar varsa ölçekleri pafta haritasının ölçeğiyle eşitlenerek krokiler birleştirilmeli, bundan sonra uzman fen bilirkişisi ve yerel bilirkişi katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılarak krokilerin zeminle uyumlu ihtilafsız sınırları araştırılarak pafta haritası ile çakıştırılmaya çalışılmalıdır. Bu şekilde haritaların çakıştırılması mümkün olursa tapu kayıtlarına krokilerine göre kapsam tayin edilmeli ve davacının tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalan taşınmaz bölümlerinin davacı taraf adına tesciline karar verilmelidir. Yapılacak uygulama sonucunda haritaların zemine uygulanamadığı sonucuna varılırsa, tapu kayıtlarında yazılı yüzölçümlerine göre dava dışı 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde 1514 metrekare eksiklik bulunmasına karşın davalı 102 ada 17 parsel sayılı taşınmazda 173,09 metrekare, 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazda ise 1047,50 metrekare fazlalık bulunması dikkate alınarak dosyada mevcut ve fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 02.04.1998 tarihli rapor ve ekindeki krokide 102 ada 17 parsel sayılı taşınmaz içinde (A) harfiyle gösterilen 173,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümü ile 102 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içinde (A) harfi ile gösterilen 1047,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerine ilişkin tespitlerin iptali ile bu taşınmaz bölümlerinin … Yıldız mirasçıları olan davacı … ve müşterekleri adına ve miras hisseleri oranında tesciline karar verilmelidir. Eksik inceleme, araştırma ve dosya kapsamına uygun bulunmayan değerlendirmeyle karar verilemez. Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.