Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/10572 E. 2009/8205 K. 08.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10572
KARAR NO : 2009/8205
KARAR TARİHİ : 08.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin, davalılardan işverene ait işyerinde l.7.l995- 4.4.2000 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı işveren ile davalı Kurum vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacıların murisi Mehmet Kazancının davalı işveren …’nun işlettiği akaryakıt istasyonu işyerinde 1.7.1995 tarihinde işe başlayıp, 4.4.2000 ölüm tarihine kadar kesintisiz çalıştığı iddiasına dayalı davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının murisinin davalı işyerinde 1.7.1995-4.4.2000 tarihleri arasında her ay 30’ar gün olmak üzere hizmet aktiyle çalıştığının tesbitine, karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalıya ait (11958) sigorta sicil nolu işyerinden davacının murisinin 1.4.1997 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin verildiği, hizmet döküm cetvelinde davacının murisinin (11958) sigorta sicil nolu davalı işyerinden 1.4.1997 tarihinden itibaren 1997 yılında 150 gün, 1998 yılında 300 gün, 1999 yılında 360 gün, ve 5.4.2000 tarihinde çıkışla 2000 yılında 95 gün çalışmasının bildirildiği, işyerinin 1.4.1997 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, imzalı ücret bordrosu ile 1997 yılı Nisan ayında 30 gün, Haziran ila Aralık(dahil) aylarında 15’er gün, 1998 yılı Ocak ila Nisan aylarında 15’er gün, 1998 yılı Mayıs ayından çıkışına kadar aylık 30’ar gün çalışmalarının bildirildiği, 1997-2000 yılları arası dönem bordrolarında hizmet cetvelindeki sürelerdeki çalışmalarının bildirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının murisinin davalıya ait işyerindeki çalışmaları imzasını taşıyan işe giriş bildirgesi ile Kuruma 1.5.1998 tarihine kadar kısmi, bu tarihten sonra da tam olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Öte yandan, davalı işverenin ibraz ettiği 1997, 1998, 1999 ve 2000 yıllarındaki 1998 yılı Mayıs ayına kadar kısmi, bu tarihten sonra tam çalışmalarına ait ücret tediye bordrolarında davacının murisinin imzasını taşıdığı anlaşıldığından, murisin 1998 yılı Mayıs ayına kadarki dönemlerdeki çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin bulunması durumunda tanık sözlerine değer verilemez. Dairemizin giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu nedenle davacının tesbitini istediği 1997 yılı Nisan ile 1998 yılı Mayıs ayları arası döneme ait işe giriş ve çıkış tarihleri arasında geçen kısmi çalışmalara ilişkin davacının imzasını içeren ücret tediye bordrolarında görülen kısmi sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu imzalı ücret bordrolarının davacı murisini bağlayacağı düşünülmeksizin kabulüne dair verilen karar doğru değildir. H.G.K.’nun 25.06.2003 gün ve 2003/410 Esas-424 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Diğer yandan davacı murisinin 1.5.1998 tarihinden itibaren işyerindeki çalışmaları imzalı ücret ve dönem bordroları ile tam olarak bildirilmiş olmakla, 1.5.1998-4.4.2000 tarihleri arası dönem yönünden tespite karar verilmesinde hukuki yarar bulunmadığı gözetilmeksizin bu dönem içinde tespit kararı verilmesi isabetsiz olmuştur.
İmzalı ücret bordrolarının bulunmadığı 1.7.1995-1.4.1997 tarihleri arası dönem yönünden ise açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan kayıtlı ve komşu işyeri tanıklarının sadece 1997-2000 yılları arasına ilişkin çalışmaya yönelik beyanlarının olması karşısında ihtilaflı döneme ilişkin tanık anlatımı bulunmamaktadır. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; imzalı ücret bordrolarıyla bildirilen 1.4.1997-1.5.1998 tarihleri arasında geçen davacı murisinin kısmi çalışmalarına ilişkin murisin imzasını içeren ücret tediye bordrolarında görülen kısmi sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine karar vermek, 1.5.1998-4.4.2000 tarihleri arasındaki çalışmalarının dönem ve imzalı ücret bordroları ile tam bildirilmiş olması nedeniyle tespite karar verilmesinde hukuki yarar bulunmadığından reddine karar vermek; 1.7.1995-1.4.1997 tarihleri arası dönem yönünden ise, aynı işyerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanların, olmadığı taktirde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 8.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.