YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20811
KARAR NO : 2022/18415
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik, Mühür bozma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, sanıklar …, … (…)
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Onama, bozma, düşme
A) Sanık … hakkında … ve …, sanık … (…) hakkında … , sanık … hakkında … plaka sayılı araçlara ilişkin nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık … müdafii ile sanıklar … ve … (…)’in temyizinin incelenmesinde;
Sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen”Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 158/1-i maddesi gereğince uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin158/1-i maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay olarak belirlenen temel hapis cezasından aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sırasında, sonuç cezanın “2 yıl 1 ay” yerine, “1 yıl 13 ay” hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmalarda ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanıklar tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık … müdafii ile sanıklar … ve … (…)’in temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde;
… plaka sayılı aracın noterden devri yapılmadan önce fiilen piyasaya sürüldüğü, en son 19.08.2010 tarihinde noterden devrinin sağlandığı anlaşılmakla; en aleyhe kabulle suç tarihinin 19.08.2010 olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen “Resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
C) Sanık … hakkında …,… ve … , sanık … (…) hakkında … ve … plaka sayılı araçlara ilişkin resmi belgede sahtecilik ile sanık … (…) hakkında mühür bozma suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık … müdafii ile sanık … (…)’in temyizinin incelenmesinde; osya içeriğine göre, sanık … müdafii ile sanık … (…)’in diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar’’ bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık …’in üç kez, sanık … (…)’in iki kez resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
2) Sanık … (…)’in araçların motor ve şasi numaralarında sahtecilik eylemlerinin, kül halinde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin ayrıca mühür bozma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, yasaya aykırı,
3) Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık … (…)’e isnat edilen mühür bozma uçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli, 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık … (…)’in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.