YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4554
KARAR NO : 2022/8655
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.11.2017 tarih ve 2015/116 E. – 2017/1364 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.04.2021 tarih ve 2018/2702 E. – 2021/875 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından alacağına istinaden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının merhum babası ile davalı şirket arasındaki hukuki ve mali ilişkiler sebebiyle davalı şirketin davacının babasına çek ve senetler tanzim edilip verildiğini, alacağı belgeleyen bu çek ve senetlerin müvekkilinin babasının vefatından sonra merhumun kasasında bulunduğunu ve müvekkilinin bu durumdan bu şekilde haberdar olduğunu, bu çeklerin ve senetlerin alındığı tarihte muteber olduğunu, bankaya ibraz sürelerinin geçtiğinin anlaşıldığını ve akabinde de borçlu ile işbu dava konusu alacağa dair görüşmeler yapıldığını ve davalının borcu kabul ettiğini, çeklerin müvekkilinin babasına davalı şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı tarafından imzalatılıp verildiğini, icra takibine konu çek ve senetlerin toplamının 20 adet olduğunu, çek ve senetlerden doğan borcun keşide günlerinde ödenememesi akabinde de davalı şirket ile yapılan görüşmelerde, davalı Mısırlı Tekstil Yönetim Kurulu başkanı …’un şirketin borcunu tekeffül ettiğini ve taraflarca protokol imzalanarak ekine de ön protokol başlığı ile ilgili çekin ve senetlerin dökümünün eklendiğini, ancak söz konusu protokol gereğince …’un protokolün ekinde bulunan icra takibi konusu çeklerin protokol ile kararlaştırıldığı şekilde keşideciye iadesi için yerine getirmesi gereken edimleri ifa edemediğinden ve müvekkilinin alacağını alamadığını ayrıca çek ve senetlerin ticari defterlere işlenmediğini ve tacir davalının ticari defterlerine işlememesinin basiretli bir tacir özeni göstermesi gereken davalı şirketin kusuru olduğunu, çeklerin somut olarak mevcut ve davalının borcunun da sabit olduğunu, davacının takibe itirazının haksız olduğunu belirterek yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu takibe dayanak süreleri geçmiş çek ve senetlerle ilgili olarak davacı ile müvekkili arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığını, Mısırlı Tekstil A.Ş.’nin ticari defterlerinde protokol ekinde yazılı olduğu çeklerle ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığını, bu durumunda işbu çek ve senetlerle müvekkilinin bir alakasının bulunmadığını ve müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacının işbu çek ve senetlerin hangi ticari ilişkiye dayandığına dair bir beyanda da bulunmadığından işbu davada ispat külfetinin davacıda olduğunu, izah edilen sebeplerle hangi amaçla, hangi yetkiyle ve hangi tarihte düzenlendiği belli olmayan şeklen geçerliliği de bulunmayan bir protokole dayanılarak müvekkilinin borçlu olduğunun söylenemeyeceğini, davacının alacak iddiasına dayanak teşkil ettiği çeklerin ve senetlerin ibraz sürelerinin geçmesi nedeniyle alacağın varlığını ispat açısından yeterliliğini kaybettiğini, bu nedenle bu çek ve senetlere dayanılarak başlatılan takibe yapmış oldukları itirazın yerinde olduğunu, işbu dava ile açılan itirazın iptali davasının reddinin gerektiğini, bu çeklerin ve senetlerin vadelerinin geçtiğini ve bir çoğunun da zaman aşımlarının da dolduğu göz önüne alındığında davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddi ile %40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu çek ve senetlerin ibraz sürelerinin geçtiği ve taraflar arasındaki temel ilişkinin de incelendiği, davalı ile davacı arasında ticari ilişkinin incelenen davalı tarafa ait ticari defterlerde tespit edilemediği ve ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin taahhüt altına sokacak nakdi değerin 200.000,00 ABD doları veya karşılığı Türk Lirası’nı aşan sözlü ve yazılı sözleşme, vaad vb. konulara ilişkin kararlarda … ile İhsan Erturgut’un müşterek olarak şirket unvanı altına atacakları imzaları ile şirketin temsil ve ilzam etmeye yetkili oldukları, takibe konu 31/01/2009 tarihli Asya Finans Kurumuna ait 397.700 USD miktarlı çekin müşterek olarak şirket unvanı altına atacakları imza ile, düzenlenmesi gerekirken … tarafından tek imzalı olarak düzenlendiğinden davalı şirket sicil kayıtlarına uygun olmadığı, diğer çek ve senetlerin de davalının 2005 ve 2006 yılları ticari defterleri imha edildiğinden davalı şirket ticari defterlerine kayıtlı olup olmadıklarının tespitinin yapılamadığı, davalı şirkete ait 2008 ve 2009 yılı ticari defterlerinde de takibe konu çek ve senetlerin kayıtlı olmadığı ve zaten davacının dava dilekçesinde çek ve senetlerin davacının babası ile davalı şirket arasındaki hukuki ve mali ilişkiler sebebiyle düzenlendiğinin ve bu çek ve senetlerin davacının babasının vefatından sonra merhumun kasasında bulunduğu ve bulunduğunda çeklerin ibraz sürelerinin geçtiği ve davacının iddiasına göre davalı şirket yetkilisi … ile görüşülerek çeklerin tarih kısmının son rakamının değiştirildiği ve çeklerin vade hanesindeki 7 rakamlarının 9 olarak, 6 rakamlarının ise 8 olarak değiştirildiği belirtilmiş ise de, davalı şirket vekilinin davayı kabul etmediği, protokolü kabul etmediği ve davanın reddini istediği ve … ile İhsan Erturgut’un şirket yetkilileri oldukları, vekaletnamede isimlerinin olduğu ve davacının takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığından davanın reddine ve davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin İİK nun 72/5. maddesinde belirtilen şartlar oluşmadığından talebin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile dava dışı … arasında imzalanan bila tarihli sözleşmede; İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, … köyünde bulunan, 1188 Ada, 44 parsel sayılı ve 9.643,48 m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmaz üzerinde 3. kişi Doğa Şehircilik İç ve Dış Tic. A.Ş. ile satıcı arasında tanzim ve imza edilen “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” irdelendiğinde 2 hususu içerdiği, birincisinin dava dışı Doğa Şehircilik şirketinin edimini taahhüt (3. Kişinin edimini taahhüt mahiyetinde) ikincisinin davalı şirketin keşidecisi olduğu çek ve senetlerle ilgili “… satıcının alıcıda bulunan çek, senet, açık hesap, elden alınmış veya bilançolara yansımış/yansımamış tüm borçları bu daire/dairelerin alıcıya tapuda devir ve ferağı ile birlikte sona ermiş olacaktır.) ibaresinin ters anlamı ile değerlendirildiğinde dairenin teslim edilmemesi halinde bu senetlerin ve çeklerin tahsilinin gündeme geleceği, protokolü dava dışı şirket yönetim kurulu başkanı şahsen imzaladığı için burada artık borcun naklinden sözetmenin mümkün olduğu, düzenleme tarihi itibari ile 818 sayılı Yasa yürürlükte olup, BK 174. maddeye göre evvelki borçlunun yerine yenisinin kaim olması ve borçtan beraeti borcun nakli müteahhidi ile alacaklı arasında yapılacak akit ile vuku bulacağı, protokolün bu anlamda borcun nakli sözleşmesi olduğu ve alacaklı ve yeni borçlu sözleşmiş olmakla önceki borçlunun (şirket) borçtan kurtulmuş olacağı, borcun nakli yasal hükümlerine göre davalı şirketin borçtan kurtulmuş olduğu gibi; sözleşme bedelinin tamamı üzerinden miktarın belirlenmesi gerekmekte olup, sözleşme bedelinin şirket yönetim kurulu başkanının ferdi imzası ile şirketi bağlaması da sicil kayıtlarındaki temsil düzenlemelerine göre mümkün olmadığı, şirketin de borcu benimsemediğinin ticari defterleri ile sabit olduğu, ayrıca davacının dava dışı şirket yönetim kurulu başkanı … hakkında aynı belge ve senetlere dayalı olarak açtığı alacak davası İstanbul (Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/135 Esas ve 2013/137 Karar sayılı dosyasında karara bağlanmış olup, davanın kabul edildiği, davacının dava dilekçesinde ve diğer yazılı beyanlarında ve özellikle 06/12/2012 tarihli dilekçesinde aslında borcun davalı … tarafından şahsen üstlenildiğinin açıkça beyan edildiği, yani borcun nakli hususunun davacı tarafından da ikrar edilmiş bir hukuki olgu olduğu ilk derece mahkemesinin salt ticari defterlere dayalı gerekçesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.