Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/6476 E. 2008/9659 K. 23.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6476
KARAR NO : 2008/9659
KARAR TARİHİ : 23.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava ve ıslah dilekçesinde, tevliyete ve galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Vek.Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili 09.02.2005 tarihli dava ve 09.06.2005 tarihli ıslah dilekçelerinde; müvekkilinin kesinleşen Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 1988/125-1993/487 sayılı kararı ile 941 tarihli Barbaros … Paşa Vakfının süknaya müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verildiğini ileri sürerek, Zilhicce 954 tarihli olup Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıtlı ve tescilli olmayan ancak Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığında Evkaf 6/47 numarada kayıtlı … Paşa Vakfının galle fazlasına ve tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespitini istemiş; davalı ise kayıt ve arşivlerinde Zilhicce 954 tarihli Barbaros … Paşa Vakfının bulunmadığını ve dava konusu edilen Başbakanlık Arşivinde olduğu söylenen vakfiyede davacının tevliyet ve galle fazlası için öngörülen şartları taşımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Zilhicce 954 tarihli Barbaros … Paşa Vakfına ait vakfiyede, vakıf evladına galle fazlasından pay verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gerekçesi ile davacının istemi yerinde görülmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2762 Sayılı Vakıflar Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasında, vakıfların mahkeme veya vakıf kütüğüne kaydedilmiş olup olmadıklarının şahsiyetlerine halel getirmeyeceği belirtildikten sonra, 2. fıkrasında şimdiye kadar tescil edilmemiş olan mülhak ve mazbut vakıfların bu Kanun hükümlerinin yürümeye başladığından itibaren beş yıl içinde vakıflar
kütüğüne kaydedilmelerinin mecburi olduğu, bu müddet içinde kaydedilmemiş olanların yine hükmü şahsiyetlerini kaybetmeyecekleri, 3. fıkrasında da kaydın nasıl yapılacağının Nizamnamede gösterileceği, 36. maddede ise müddeti içinde kısmen veya tamamen kütüğe kaydedilmeyen vakıfların mazbut vakıflar arasına alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu itibarla; Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığında Evkaf 6/47 numarada kayıtlı bulunan Zilhicce 954 tarihli Barbaros … Paşa Vakfının, … Arşivinde kayıtlı olmaması ve kütüğe tescil edilmemesi hükmü şahsiyetine halel getirmeyeceğinden, hukuki olarak geçerli olan vakfiyedeki hükümlerin yerine getirilmesi ile aynen uygulanması gerektiğinin ve yukarıda da belirtildiği gibi vakfın süresi içinde kütüğe kaydedilmediğinden hükmen mazbut vakıf statüsünde olduğunun kabulü gerekir.
Bu durum karşısında; davaya konu vakfiyede galle fazlasının, evlada bırakılmadan mevcut ve yeniden inşaa edilecek vakıf binalarının tamirine harcanması arta kalan paranın vakıf ihtiyaçları için muhafaza edilmesi ile vakfiyede belirlenen fakirlere verilmesi öngörüldüğünden, vakfedenin sulbünden de gelmeyen davacının (delil olarak gösterilen Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 1988/125-1993/487 sayılı dava dosyasından da anlaşılacağı gibi bu davaya konu 941 tarihli vakfiyede tevliyetin vakfedenin köleleri ile bunların sulbünden gelen evlatlarına bırakıldığı davacının vakfın 9 Şaban 1323 ile 14 Cemaziyılahir 1331 tarihleri arasında mütevelliliğini yapan … Bey’in torunu olduğu anlaşılan) galle fazlasına ilişkin davasının reddine dair mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak;
Davacı 09.06.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile vakfın tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespitini de istediği halde, mahkemece sadece davanın reddine karar verilerek tevliyet konusunda bir açıklık getirilmemiş ise de, davaya konu Zilhicce 954 tarihli … Paşa Vakfı’na ait vakfiyede, tevliyet öncelikle vakfedenin batın tertibi (ön batında vakıf evladı varken sonraki batında bulunan evladın hak sahibi olamaması kuralı) ile kendi evladının aslah ve erşedine evlat munkariz olduğu takdirde aynı şartları taşıyan kölelerinin evladına bırakıldığı, vakfedenin evladının munkariz olup olmadığı konusunda bir tespitin bulunmadığı, davacının da vakfedenin kölelerinin sulbünden geldiği ve yukarıda da açıklandığı gibi 2762 Sayılı Kanunun 36. maddesi uyarınca hükmen mazbut vakıf statüsünde bulunan vakfa mütevelli ataması yapılmasının mümkün olmayacağı anlaşıldığından; davacının tevliyete ilişkin davasının reddi de bu gerekçelerle yerinde olduğundan sonuç olarak doğru olan mahkeme kararının ONANMASINA, 23.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.