YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13684
KARAR NO : 2023/771
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 Tarihli ve 2020/387 Esas ve 2020/420 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 Tarihli ve 2020/387 Esas ve 2020/420 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.02.2022 Tarihli ve 2022/71 Esas, 2022/1442 Karar sayılı kararıyla;
“1) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanık … ile temyiz dışı sanıklar …ve …’ın aynı fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde mağdura saldırdıkları ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşılmakla, sanık …’ın da mağdurda meydana gelen hayati tehlikeden sorumlu tutularak hakkında TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son maddelerinden cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Sanığa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın kanunda belirtilen türü ve üst haddine göre; 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen en son işlem olan mahkumiyet kararının verildiği 02/05/2008 tarihi ile hükmün açıklandığı 03/11/2020 tarihi arasındaki süreden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 22/11/2012 tarihi ile denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun tarihi olan 13/09/2015 tarihi arasındaki durma süresi de çıkartılınca 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun gözetilmemesi,” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş ve aleyhe temyiz talebi bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesi gerektiği belirtilmiş.
3. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2022 Tarihli ve 2022/247 Esas, 2022/500 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve son bendler, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasına ancak sanığın kazanılmış hakkının 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca gözetilmesiyle sanığın cezasının 5 ay hapis cezası olarak infazına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiş.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine ancak kararın gerekçe kısmında bu hususa yer verilmediğine,
2. Aleyhe bozma yasağına uyulmadığına,
3. Hükmün açıklanmasının şartlarının gerçekleşmediğine, (2. suçun işlenme tarihinin değil kesinleşme tarihinin ihbara konu alınması gerektiğini ve kesinleşmenin denetim süresinden sonra gerçekleştiğini belirtmiş)
4. Lehe hükümlerin tartışılmadığına,
5. Kararda kanun yolunun hatalı gösterildiğine,
6. Vesaireye
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde çıkan ve kavgaya dönüşen münakaşada sanığın ve temyiz incelemesi dışında kalan diğer sanıklar …ve …’ın aynı fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde
mağdura saldırdıkları ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları, sanığın bıçak ile müştekiye vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek ve hayati tehlike geçirecek derecede yaraladığı kabul edilmiştir.
2. Sanığın tevil yollu kabulü, mağdur ve olaya ilişkin bilgi sahibi tanıkların beyanları dosya içerisinde mevcuttur.
3. Sanığın yaralanmasına ilişkin düzenlenen … Adli Tıp Şube Müdürlüğü Tarafından düzenlenen 04.09.2007, 24.10.2007 ve 19.11.2007 tarihli raporlarında mağdurun sırtında 5 cm.’lik, 7 cm.’lik ve 10 cm.’lik olmak üzere üç adet, bacakta 2×4 cm.’lik, sağ dirsekte 10 cm.’lik, sol kolda 10 cm.’lik ve 5 cm.’lik olmak üzere iki adet delici kesici alet yaralanması mevcut olduğu dirsekteki yaralanmanın mağdurun hayati tehlike geçirmesine neden olduğu belirtilmiş.
4. Olay yerinde yapılan incelemeye istinaden düzenlenen olay yeri inceleme raporu dosya içerisinde mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1. Zamanaşımı
Hukuki süreç kısmının (2) numaralı bendinde yer alan bozma ilamında (1) numaralı bozma sebebi olarak sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen nitelikli kasten yaralama suçunu oluşturduğunun belirtildiği, (2) numaralı bozma sebebinde ise mahkemenin, sanığın eyleminin basit yaralamaya olarak kabulü halinde zamanaşımının gerçekleşeceğinin belirtildiği, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece sanığın eyleminin nitelikli kasten yaralama suçu olarak kabul edildiği, bu suç yönünden 5237 sayılı Kanun’unda 15 yıllık asli ve 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihi ve zamanaşımını kesen en son neden ile dosyanın temyizen incelenme tarihi arasında geçen süreler dikkate alındığında, zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Aleyhe Bozma Yasağı
Sanık hakkında bozma sonrasında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve son bendler, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasına hükmedilmesinden sonra 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezasının 5 ay hapis cezası olarak infazına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Hükmün Açıklanmasının Şartları
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasında denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup ihbara konu suç için verilen cezanın belirlenen denetim süresi içerisinde kesinleşmesi şartı aranmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Lehe Hükümler
a) Seçenek yaptırımlar yönünden;
5237 sayılı Kanun’un “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesi gereği cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesinin ön koşulu, hükmolunan netice cezanın kısa süreli hapis cezası olmasıdır. 5237 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre; “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.” Somut olayda sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 4 yıl 2 ay hapis cezası olması karşısında bu cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b) Erteleme yönünden;
5237 sayılı Kanun’un, “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 4 yıl 2 ay hapis cezası olması karşısında bu cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmesine karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
c) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının ilgili bölümünde; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise …” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 4 yıl 2 ay hapis cezası olması karşısında bu cezaya ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Kanun Yolunun Hatalı Gösterilmesi
5271 sayılı Kanun’un 264. maddesine göre de kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuşsa da temyiz incelemesine engel teşkil etmemiş ve hak kaybına yol açmamıştır.
6. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2022 Tarihli ve 2022/247 Esas, 2022/500 Karar sayılı kararında sanık müdafiin tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.