YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7628
KARAR NO : 2008/10685
KARAR TARİHİ : 21.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, davalılar tarafından hukuka aykırı bir şekilde yapılmış bulunan 19.12.2007 tarihli “Kurucular Kurulu Toplantısının” ve bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini, bu toplantıda alınan kararların icrasının durdurulmasını, davalıların Vakıf kurucular kurulu üyesi sıfatına sahip olmadıklarının hükmen tespiti ile bu konuda davalılar tarafından çıkartılan muarazanın giderilmesini; davalılar ise açtıkları karşı davada, 19.12.2007 tarihli Kurucular Kurulu Toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların iptali ile vakfın kurucu üyesi olduklarının tespitini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı-karşı davacılar tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı-karşı davacı …Av…. ve Av. Müjdat Gültekin ile aleyhine temyiz olunan davacı-karşı davalı vekili Av….e ve Av…. ile ihbar olunan vekili Av. . geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
…’nın açtığı davada davalılardan yabancı uyruklu tüzel kişilerin vakfın kurucular kurulu üyesi sıfatlarının bulunmadığının ve bunların katıldıkları 19.12.2007 günlü kurucular kurulu toplantısı ile bu toplantıda alınan kararların “yok hükmünde” olduğunun tespiti ve bu konuda davalıların yarattığı muarazanın önlenmesi; karşı davada ise, istifa ederek vakıf kurucular kurulu üyelikleri sona eren kişilerin de katılımı ile yapılan 19.12.2007 günlü kurucular kurulu toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların iptali ve davalı-karşı davacıların vakfın kurucular kurulu üyesi olduklarının tespiti istenilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kabulüne, davalıların vakfın kurucular kurulu üyesi sıfatına sahip olmadıklarının ve onların katıldığı 19.12.2007 tarihli kurucular kurulu toplantısı ile bu toplantıda alınan kararların vakıf açısından “yok hükmünde” olduğunun tespitine, davalıların muarazasının men’ine; karşı davanın da davalılar-karşı davacıların sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
./..
2008/7628-10685 -2-
Dosyada toplanan bilgi ve belgeler incelendiğinde; …’nın 19.12.2007 tarihinde iki ayrı kurucular kurulu toplantısı yapıldığı ve bu toplantılarda kararlar alındığı anlaşılmaktadır. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, bu toplantılara katılanların vakfın kurucular kurulu üyesi sıfatlarının bulunup bulunmadığı, onların katılımıyla yapılan toplantı ile alınan kararların yok hükmünde (ve/veya geçersiz) olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Şu halde yanlar arasındaki uyuşmazlığın açıklığa kavuşturulması ve sağlıklı bir sonuca ulaşılması açısından asıl ve karşı davanın ayrı ayrı incelenip irdelenmesi gerekmektedir.
1-Asıl davada özetle; davalıların (özellikle yabancı uyruklu tüzel kişilerin) 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 101/3. maddesinde “Vakıflarda üyelik olmaz” yönündeki buyurucu kuralına ve Türk Medeni Kanununa Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün Ek 2. maddesi hükmüne aykırı olarak 26.10.2006 tarihinde Vakıf üyeliğine alındıkları, bu nedenle vakıf kurucular kurulu üyesi sıfatını taşımadıkları ileri sürülerek, bunların kurucular kurulu üyesi sıfatlarının bulunmadığının ve bu sıfatla katıldıkları 19.12.2007 tarihli kurucular kurulu toplantısı ile bu toplantıda alınan kararların “yok hükmünde” olduğunun tespiti istenilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Türk Medeni Kanununa Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün Ek 2. maddesi, vakıf üyeliği konusunda değil, salt vakıfların yönetimiyle ilgili düzenlemeler getirmiş bulunmaktadır. Bu madde hükmünde “Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların yöneticilerinin T.C.uyruğunda olmaları esastır. Ancak, Vakfa ait eğitim, bilim, sanat, tıp ve … kuruluşlarının yönetim organlarında salt çoğunluk oluşturmamak koşuluyla yabancı uyrukluların da görev almalarına Bakanlar Kurulunca izin verilebilir” denilmektedir. Bu hükme göre vakıf yönetim kurulu kesinlikle T.C.uyruklu kişilerden oluşacak; yabancı uyruklular ancak vakfa ait eğitim, bilim, sanat, tıp ve … kuruluşlarının yönetim organlarında Bakanlar Kurulu’nun izni ile görev alabilecek ve yabancıların sayısı, yer aldıkları yönetim kurulu üye tam sayısının salt çoğunluğundan az olacaktır.
Somut olayda, yabancı uyruklu (davalı-karşı davacı) tüzel kişilerin …’nın ya da bu vakfa ait eğitim kuruluşunun yönetiminde görev aldıkları ileri sürülüp dava konusu edilmediği gibi, böyle bir olgunun varlığı da saptanmadan, mahkemece, görülmekte olan davada uygulama yeri ve olanağı bulunmayan anılan Tüzüğün Ek 2. maddesi hükmüne dayanılarak davalılardan yabancı uyruklu tüzel kişilerin kurucular kurulu üyesi sıfatlarının olmadığının tespitine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, Türk Hukuk Mevzuatında Medeni Kanun hükümlerine göre kurulmuş bulunan vakıflarda yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin vakıf üyesi ve dolayısıyla vakfın kurucular kurulu üyesi olmasını engelleyen bir düzenleme yoktur. Davada, davalı yabancı uyruklu dört tüzel kişinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Vakıflarda üyelik olmaz” buyurucu hükmünü içeren 101/3. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra vakıf üyesi olduklarından, anılan Yasa maddesi karşısında bunların vakıf üyeliklerinin ve dolayısıyla kurucular kurulu üyesi sıfatlarının “yok hükmünde” olduğunun hükmen tespiti istenilmektedir. Dosyada
toplanan bilgi ve belgelerden, davalıların (… ve yabancı uyruklu tüzel kişilerin) 26.10.2006 günlü Vakıf Kurucular Kurulu toplantısında vakıf senedinin 9. maddesinin (b) bendi uyarınca kurucular kurulu üyesi olarak alınmalarına karar verildiği ve bu kararın iptali konusunda açılmış bir dava ve yöntemince alınmış bir karar bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, bir vakfın amacına uygun olarak çalışabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi açısından organlarının (örneğin yönetim kurulunun ve/veya somut olaydaki gibi kurucular kurulunun) oluşturulması için gerekli görülen kişilerin, vakfın ilgili organlarında görev yapmak üzere alınmış olmasının, Türk Medeni Kanununun 101. maddesi üçüncü fıkrasının “vakıflarda üyelik olmaz” hükmüne aykırı bir işlem sayılamayacağı ilkesi benimsenmiştir. Kaldı ki anılan madde fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin (28.06.2008 günlü ve 26920 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan) 17.04.2008 gün ve 2005/14-2008/92 sayılı Kararı ile iptal edilmiş bulunmaktadır. Öğretide ve uygulamada Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının görülmekte olan (henüz kesin karara bağlanmamış) davalarda uygulanacağı; iptal edilen yasa hükmü, daha önce oluşan usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir yasa hükmü olsa bile, artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki duruma göre karar verileceği kabul edilmektedir. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, …-2001, V.Cilt, s.4784-4786; VI. Cilt s.6340-6345).
Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulduğunda; … kurucular kurulunun 26.10.2006 günlü toplantısında alınan kararla vakfın kurucular kurulu üyeliğine kabul edilen davalıların, mahkemece, kurucular kurulu üyesi sıfatlarının bulunmadığının ve bu nedenle de bu davalıların katıldığı 19.12.2007 günlü toplantının ve alınan kararların “yok hükmünde” olduğunun tespiti isabetli değildir.
Ancak, vakıf senedinin 11. maddesi hükmüne göre kurucular kurulunun üyelerin yarıdan fazlası ile toplanması ve toplantıya “açılışta Yönetim Kurulu Başkanının başkanlık etmesi” gerekmektedir. Oysa dava konusu kurucular kurulu toplantısına Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı katılmamış ve toplantı salt altı kişi ile yapılmış olup, buna göre toplantı ve karar yeter sayısı sağlanamamış bulunmaktadır.
Saptanan bu durum karşısında mahkemece, yukarıdaki paragraflarda açıklanan hususlar gözetilerek davalıların (karşı davacıların) …’nın Kurucular Kurulu üyesi sıfatlarının bulunduğunun; ancak, dava konusu 19.12.2007 tarihli kurucular kurulu toplantısının, yönetim kurulu başkanının yokluğunda, toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmadan yapıldığından geçersiz olduğunun tespiti ile toplantının ve bu toplantıda alınan kararların iptaline hükmedilmesi gerekirken; yerinde görülmeyen gerekçeyle davalıların (karşı davacıların) Vakfın Kurucular Kurulu üyesi sıfatlarının bulunmadığının ve bu nedenle de davalılar tarafından yapılan toplantının ve bu toplantıda alınan kararların “yok hükmünde olduğunun” tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır
2-Karşı dava yönünden ise; iptali istenilen 19.12.2007 günlü kurucular kurulu toplantısına katılan dokuz üyeden yedisinin (Toktamış Ateş, Bülent Akarcalı, … Kazgan, M.Orhan Çavdar, Lale Duruiz, Yiğit … Ekmekçi ve Seyfettin … Kakınç’ın) 01.11.2006 tarihinde … Kurucular Kurulu üyeliğinden istifa ettikleri, istifa dilekçelerinin Vakıf Başkanına sunulduğu ve aynı gün (01.11.2006 tarihinde) Yönetim Kurulunca istifalarının kabul edildiği dosyaya konulan belgelerden anlaşılmaktadır ve bu olgu mahkemece de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda istifaları kabul edilerek vakıf kurucular kurulu üyelikleri son bulan bu kişilerin daha sonra (kurucular kurulu üyesi sıfatını yeniden yöntemince kazanmadan) 19.12.2007 tarihli kurucular kurulu toplantısına ve bu toplantıda alınan kararlara katılmalarının yasal olmadığı, bunların dışında kalan iki üye ile yapılan toplantının vakıf senedinin 11. maddesinde öngörülen toplantı yeter sayısına ulaşmaması nedeniyle geçersiz bulunduğu gözetilerek karşı davacıların davasının kabulü ile dava konusu 19.12.2007 günlü kurucular kurulu toplantısının ve toplantıda alınan kararların iptaline, davalı-karşı davacıların Vakfın Kurucular Kurulu üyesi olduklarının tespitine hükmedilmesi gerekirken, davalı-karşı davacıların vakfın kurucular kurulu üyesi sıfatlarının bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı-karşı davacılar yararına takdir edilen 550.00 YTL. vekalet ücretinin davacı- karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacılara verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.