Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/6361 E. 2023/9337 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6361
KARAR NO : 2023/9337
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07.06.2010 tarih ve 2010/8013 İddianame numarası ile sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 54 üncü maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca iki kez cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2010 tarihli ve 2010/471 Esas , 2010/985 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 inci, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunlukları ve 5271 sayılı Kanunu’nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Karar 31.12.2010 tarihinde kesinleşmiştir.

3. Sanığın … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2015/218 Esas ve 2016/187 Karar sayılı ilamı ile 11.03.2015 tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinde yer alan kasten yaralama suçunu işlediği ve neticeten 3 ay 22 gün hapis cezası ile mahkûmiyetine ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine karar verilerek bu kararın, 01.04.2016 tarihinde kesinleştiği belirlenerek yapılan ihbar üzerine, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli ve 2016/294 Esas ve 2016/507 Karar sayılı kararı ile ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 inci maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’in Temyiz Sebepleri;
1. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat etmesi gerektiğine,
2. Kuru sıkı tabancanın havaya sıkılmasının yaptırımı idari para cezası olup silahla tehdit eyleminde bulunmadığına,
3. Lehe hükümlerin uygulanmadığına,
4. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü gündüz saat 19.15 sıralarında eşi sağlık kuruluşuna sevk edilen sanığın tanık A.İ.’nin kullandığı araç ile seyir halindelerken şikâyetçilerin içerisinde bulunduğu araç ile karşılaşmaları ve trafik sebebiyle yaşanan tartışma sırasında şikâyetçilerin sanığın üzerine yürümeleri üzerine sanığın kuru sıkı tabancayı mağdurlara doğrultarak “size gününüzü göstereceğim” demek suretiyle tehdit ettiği anlaşılmıştır.

2. Şikâyetçilerin soruşturma aşamasındaki beyanlarında, sanık ile aralarında trafikte başlayan tartışma esnasında sanığın “size gününüzü göstereceğim” demek suretiyle silahı kendilerine doğru sıktığını ancak sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan ettikleri görülmüştür.

3. Sanığın ise olay günü trafikte önüne şikâyetçilerin içerisinde bulunan aracın çıkması üzerine başlayan tartışmada şikâyetçilerin kendisine küfür etmeleri ve üstüne yürümeleri üzerine kuru sıkı tabancayı şikâyetçilerin doğru gösterdiğini tehdit etmediğini savunanarak tevil yoluyla olayı doğrulamıştır.

4. Tanık A.İ.’nin soruşturma aşamasında “…arkadaşım … ile şahıslar arasında ağır münakaşası oldu, şahıslar …’un üzerine doğru gelmeye başlayınca eşinin düşük yapmış olmasının verdiği sıkıntının da etkisiyle … aracın torpidosunda bulunan kendisine ait kuru sıkı tabancayı alarak havaya bir kez ateş etti.” şeklinde beyanda bulunmak suretiyle olayı doğrulamıştır.

5. … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim olunan, 03.06.2010 tarihli; “… Söz konusu tabanca ve fişekler 6136 sayılı Yasaya göre yasak niteliğe sahip ateşli silah ve fişeklerden değildirler, Ayrıca, bahse konu tabancanın imal durumu tip ve nitelikleri itibariyla 02.05.2018 tarihinde yürürlüğe giren Ses Ve Gaz Fişeği Atabilen Silahla Hakkındaki Yönetmeliğin hükümlerine uymadığı anlaşılmıştır. Bahse konu tabanca, ebat, şekil ve mekanik yapısı itibari ile ateşli bir silah görünümündedir. Silahı tanıyan birinin dahi eline alıp incelemeden ilk bakışta ateşli bir silahtan ayırt edebilmesi zordur. İğfal kabiliyetini haiz olduğu… ” görüşünü içerir ekspertiz raporu dava dosyasında mevcuttur.

6. Trafikte kavga olduğu anonsu üzerine olay yerine intikal eden kolluk görevlilerince sanığın yakalanarak üzerinden bir adet kuru sıkı tabanca, altı adet kuru sıkı mermisi ve bir adet şarjörün ele geçirildiğine dair 02.06.2010 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

7. Suç aleti olan bir adet kuru sıkı tabanca, altı adet kuru sıkı mermisi ve bir adet şarjörün adli emanete alındığına dair 08.06.2010 tarihli emanet eşya makbuzu dosya içerisinde mevcuttur.

IV. GEREKÇE
Sanık …’in Temyiz Sebeplerine İlişkin Olarak;
1. Beraat Etmesi Gerektiği Yönünden
Şikâyetçilerin birbiriyle uyumlu ve tutarlı iddiaları ve bunu doğrulayan tanık anlatımları, ekspertiz raporu, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı ve sanığın tevilli savunmasına göre sanığın suçu sabit görüldüğünden kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Kuru Sıkı Tabancanın Vasfı Nedeniyle Suçun Unsurlarının Oluşmadığı Yönünden
Tehdit suçu 5237 sayılı Kanun’un özel hükümlere ilişkin ikinci kitabın “kişilere karşı suçlar” başlıklı ikinci kısmının “hürriyete karşı suçlar” başlıklı yedinci bölümünde düzenlenmiştir. Tehdit “gözdağı” olarak ifade edilmektedir.
Tehdit, failin iradesine bağlı gelecekte meydana getirilmesi hedeflenen kötülüktür. Tehdit, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında iki şekilde yaptırıma bağlanmıştır. Mağdurun hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edilmesi ilk yaptırım halidir. İkinci yaptırım hali ise, kişinin mağduru malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair kötülük edeceğinden bahisle tehdit etmesidir. Tehdit suçunun meydana gelmesi için soyut tehlike doğurmaya elverişli eylemin hangi vasıtayla olursa olsun (sözle, mektupla, işaretle vb.) karşı tarafa ulaşması gerekir. Tehdit suçunda önemli olan kullanılan vasıta değil, mağdurun kötülüğe maruz kalacağını bilmesidir. Sözle, yazıyla veya işaretle gerçekleştirilen tehdit eyleminin mağdurun iç huzurunu bozmaya, korku ve endişe meydana getirmeye elverişli olması gerekir. Elverişli olması suçun gerçekleşmesi bakımından yeterlidir. Ayrıca eylem neticesinde mağdurun sübjektif olarak iç huzurunun bozulması, korku ve endişe meydana getirmesi aranmaz. Bu aranan tehditin mağdurun iç huzurunu bozmaya mağdurda korku uyandırmaya elverişli olması yeterlidir.
5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise nitelikli haller sayılmıştır somut olayımızla ilişkisi nedeniyle bu hallerden birisi de silahla tehdittir.
5237 sayılı Kanun’da hangi tür araçların silahtan sayılacağı, silah kavramının tanımı, “tanımlar başlıklı” 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilmiştir.
Suçun silahla işlenmesi arandığından, failin silahlı olması yeterli değildir, ayrıca tehdidin gerçekleştirilmesinde silahın kullanılması gerekmektedir. Tehdit eylemi, silahın teşhir edilmesiyle ve bundan mağdurun korkmasıyla gerçekleşmesi halinde uygulanacaktır. Mağdurun yokluğunda, tehdidin üçüncü bir kişi aracılığıyla mağdura bildirilmesi şeklinde gerçeklemesinde ve tehdit eyleminde bulunan failin bu esnada silahlı bulunması halinde, tehdidin nitelikli hali uygulanmayacaktır. Tehdidin silahla gerçekleştirilmesi nitelikli halin gerçekleşmesi bakımından silahın kullanılması yeterlidir, silahın kullanılmaya elverişli ve uygun olması önemli değildir. Başka bir anlatımla, kullanılan silahın gerçekten kullanılmaya elverişli ve uygun olması gerekmemektedir. Mağdur üzerinde korku yaratan silahın, somut olayda boş veya gerçeğe benzemekle birlikte oyuncak ya da kuru sıkı tabanca olması önemli değildir. Buna göre, nitelikli unsurun uygulanması bakımından silahın somut olayın şartlarında ortalama bir kimseyi korkutmaya uygun ve elverişli olup olmadığına bakılarak karar verilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın şikâyetçilere … Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünün 03.06.2010 tarihli 2010/1141 sayılı ekspertiz raporuna göre görünüm itibariyle ateşli silahtan ayırt edilemeyen kuru sıkı tabancayı doğrultmak suretiyle “size gününüzü göstereceğim” dediği olayda silahla tehdit suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiği Yönünden
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde tehdit suçundan temel cezanın belirlendiği, sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin de değerlendirildiği ayrıca sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uyarınca haksız tahrik indirim sebebi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulandığı, sanık hakkında tehdit suçundan 02.12.2010 tarihinde hapis cezasına hükmedildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 5 yıllık denetim süresi içinde sanığın yeniden suç işlemesi karşısında 5271 sayılı Kanun’un uyarınca 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına karar verildiği anılan yasa maddesi uyarınca tekrar suç işlenmesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması dışında mahkemeye bir imkan tanınmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık …’in yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli ve 2016/294 Esas ve 2016/507 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

15.03.2023 tarihinde karar verildi.