Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/5091 E. 2009/6154 K. 05.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5091
KARAR NO : 2009/6154
KARAR TARİHİ : 05.10.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 223 ada 8 ve 226 ada 5 parsel sayılı 6.195,81 ve 3.7248,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı … ve davalı … ve arkadaşları adına paylı olarak tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 223 ada 8 ve 226 ada 5 sayılı parsellerin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların ortak murisi … …’a ait olduğu, ancak murisin 1944 yılında başka bir şehre yerleşmesi nedeniyle taşınmazların 1970 tarihine kadar kullanılmadığı davacının bu taşınmazları 1970 tarihinde kullanmaya başlayıp imar ve ihya ettiği ve davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama yeterli değildir. Mahkemece davacı …’in zilyetliğinin babası … adına mı yoksa müstakilen kendi adına mı sürdürüldüğü araştırılmamış, keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları arasındaki çelişki giderilmemiş, tespitin aksi sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tümü tanık sıfatıyla dinlenmemiştir. Keşifte 1941 ve 1952 doğumlu yerel bilirkişiler çekişmeli taşınmazların kök murise ait olduğunu muris …’ın başka şehre gittiği 1944 yılından 1970 tarihine kadar kullanılmadığını 1974-1975’li yıllarda kök muris …’ın köye gelerek kendisine ait taşınmazları çocukları arasında paylaştırdığını 223 ada 8 sayılı parselin davacıya düştüğünü, 226 ada 5 sayılı parselin de kök murise ait olduğunu 1970’li yılların başında üzerinde 1-2 meyve ağacı ile üzüm asması olduğunu, kalan bölümünün çalılarla kaplı iken burayı davacının çalılardan temizleyip 2-3 kilometre uzaktan su getirerek … yaptığını ve meyve ağaçları diktiğini belirtmişlerdir. Tespit bilirkişileri ……, ve … taşınmazlara ilişkin bilgileri olmadığını ifade etmişlerdir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için; öncelikle taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili deliller istenmeli, dosya tamamlandıktan sonra yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu yardımı ile zirai bilirkişi beraberinde mahallinde yeniden keşif yapılmalı, tarafların gösterecekleri tanıklar ile tespit bilirkişilerinin tümü tanık sıfatıyla dinlenilmeli, zirai bilirkişiden taşınmazlar üzerindeki imar ve ihyanın ne zaman başladığı ne zaman tamamlandığı ve taşınmazların niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Taşınmazların başında yapılacak keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, davacı …’in zilyetliğinin babası … adına mı, kendisi adına mı sürdürüldüğü, kök murisin sağlığında kendisine ait taşınmazları çocukları arasında paylaştırıp paylaştırmadığı veya taşınmazları davacı …’e hibe edip etmediği tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanmalı, davacının taşınmazlar üzerinde babası adına değil müstakilen kendi adına asli zilyet olduğunu kanıtlaması gerektiği de gözardı edilmemelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.