YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14674
KARAR NO : 2023/726
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/519 E., 2022/447 K.
DAVACILAR : … mirasçıları; 1- … 2- …
3-… 4-… 5-… 6-… vekilleri Avukat …
DAVALILAR :1-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat … 2- … 3-…
DAVA TARİHİ : 17.11.2014
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum kayıtlarının düzeltilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; davacının davalı … Kibrit San. ve Tic. A.Ş. isimli iş yerinde dış kutu bölümünde 20.02.1974 tarihinden itibaren fiilen çalışmaya başladığını, bu tarih itibariyle 18 yaşını doldurmadığından çalışmaları ablası …’in kimliği ile yaptığını, bu sebeple çalışmalarının … adına kayıtlara geçtiğini, davalı iş yerinde 20.02.1974-12.03.1979 tarihleri arasında … sigorta sicil numarası ile çalışan davacının bu fiili çalışması döneminde, …’in hiç bir iş yerinde çalışması olmadığını, davacının kendisine ait işe giriş bildirgesindeki imzayı bizzat attığını, iş yeri kayıtlarındaki fotoğrafların da davacıya ait olduğunu beyanla davalı iş yerinde davacı tarafından 20.02.1974-12.03.1979 tarihleri arasında … adı ve kimliği ile yapılan çalışmaların davacı adına aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmet cetvelinde davalı iş yerinde hizmetine rastlanılmadığını, davacının kanuna karşı hile yoluna başvurduğunu, davacının çalışma iddiası doğru olsa bile hukuk tarafından korunamayacağını, kaos ortamı yaratacağını, resmi kayıtların incelenmesi gerektiğini, tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı … Kibrit San. ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya, davacının iddiasına bir diyeceklerinin olmadığını, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, işe giriş sırasında davacı ve davalının anlaşarak müvekkilini yanılttıklarını, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletten sorumlu tutulmamasına, davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Özetle; davacının davasının kabulü ile 22.09.1976 tarihinde … hüviyetiyle işe girenin… olmayıp, davacı … …olduğunun tespitine, … adına görülen 22.09.1976 – 26.03.1979 tarihleri arasındaki hizmetinin iptali ile davacı …’ a aidiyetinin tespitine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.09.2021 tarih ve 2021/7487 Esas, 2021/11370 Karar sayılı ilamı ile “Dosya içerisinde yer alan kayıtlar incelendiğinde; davacı …’ın yargılama safahatı sırasında vefat ettiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nun 55 inci maddesi uyarınca, “Taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir”. Diğer taraftan, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK’nun 28/I maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davaları, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında mahkemece öncelikle taraf teşkili sağlanarak, dava sırasında vefat eden davacı …’ın tüm mirasçılarının usülüne uygun bir biçimde davaya katılımı sağlandıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. ” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararıyla; davanın kabulü ile 22.09.1976 tarihinde … hüviyetiyle işe girenin… olmayıp, davacı … …olduğunun tespitine, … adına görülen 22.09.1976 – 26.03.1979 tarihleri arasındaki hizmetinin iptali ile davacı …’ a aidiyetinin tespitine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili dilekçesinde özetle; usul ve Kanun’a aykırı kararının aleyhimize olan davanın kabul edilen kısımları yönünden bozulmasını talep etmekteyiz. Öncelikle söz konusu olan bir yanlışlık olmayıp davacının ailenin diğer fertleri ile birlikte bilerek başkasının kimliğini ve adını kullanarak işlem yapması olup, bu davranış şeklinin yasaca korunması mümkün değildir. Açıkça kanuna karşı hile söz konusudur. Davanın öncelikle bu nedenle reddi gerekmektedir. … 1961 doğumludur. Sayın Mahkemenin hizmet tespit süresi olarak kabul ettiği 22.09.1976-26.03.1979 tarihlerinde davacı 18 yaş altıdır. Sayın Mahkemenin belirlediği tarih bu yönü ile hatalıdır. Mahkemece belirlenen tarihler davacının 18 yaş altı çalışma dönemidir. Davacı 1976 yılında 15 yaşında, 1979 yılında 18 yaşındadır. Bozma ilamında belirtilen muhasebeci ve varsa ustabaşı gibi kişiler dinlenmemiştir. Hizmet tespiti davasında eylemli (fiili) çalışmanın tespit edilmesi gerekmektedir. Yargıtay HGK bir kararında “bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için salt giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin işyerinde eylemli olarak çalışması da temel koşuldur. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsamı kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahil dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağını da belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum kayıtlarının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
Dava kurum kayıtlarının düzeltilmesi istemine ilişkin olup aynı zamanda bir aidiyet sorunu da içermektedir. Gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gerekli olup, vazgeçilemez ve devredilemez nitelikteki temel haklardan olan sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine yönelik tespit ve aidiyet davalarının kamu düzenine ilişkin davalardan olduğu gözetilerek, davacının iddiasının gerçekliğinin resen araştırma ile saptanması gereklidir. Somut olayda, davacının 22.09.1976-26.03.1979 tarihleri arasında, davalı iş yerinden, davalı … adına iletilen hizmetin kendisine ait olduğunun tespitini istediği davada; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Bu sebeple davacının çalışmasının gerçekliği ve aidiyetinin belirlenebilmesi ile mevcut tereddüdün tamamen ortadan kaldırılması amacıyla öncelikle davada dinlenilen tüm tanıkların hizmet cetvelleri getirilmeli ve hangi dönemde çalıştıkları netleştirilmeli, davaya konu dönemde çalışan bordro ve komşu iş yeri tanıkları re’sen belirlenerek beyanları alınmalı, davalı iş yerinin talep döneminde çalışan özellikle muhasebeci ve varsa usta başı statüsündeki, tarafları bilebilecek kişiler tespit edilerek tanık sıfatıyla ifadeleri alınmalı, sigortalıya ödemelerin nasıl yapıldığı incelenmeli, davalının açtığı aynı nitelikteki davada verilen karar, yapılan inceleme ve imza bilirkişi raporları gözetilmeli, böylece daha kapsamlı araştırma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…