YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6203
KARAR NO : 2023/993
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2013 tarihli ve 2012/93953 Soruşturma, 2013/18503 Esas, 2013/8191 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun (1512 sayılı Kanun) 151 inci maddesi atfıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2014/259 Esas, 2015/345 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın görevinin gereklerine uygun hareket ettiği, dosya kapsamında sanığın suçu işlemediğine dair uzman bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerekirken, konusunda uzman olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, sanığın eylemi neticesinde kişilerin veya kamunun zararının oluşmadığı, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin yerinde olmadığı, herhangi bir adli sicil kaydı olmayan sanığa lehe kanun maddelerinin uygulanmadığı sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Ankara 17. Noterliğinde yeminli noter katibi olarak görev yapan sanık hakkında, 16.09.2011 tarihli, Deman… Şirketine ait 2008, 2009 ve 2010 yılları olağan genel kurul tutanaklarının karar defterine işlenerek tasdik edilmesi hususuna ilişkin olarak 20402 yevmiye numaralı işlemi yaparken, söz konusu defterleri noterliğe getiren kişinin genel kurul kararında imzası bulunan ve şirketi temsile yetkili bir kişi olup olmadığını araştırmamak suretiyle katılan şirketin mağduriyetine sebebiyet verdiği iddiası üzerine atılı suçtan kamu davası açıldığı ve cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, noter katibi olan sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2014/259 Esas, 2015/345 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.