Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/11172 E. 2023/193 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11172
KARAR NO : 2023/193
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2 E., 2021/569 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ve müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2020 Tarihli ve 2019/229 Esas, 2020/187 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi, 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2021/2 Esas ve 2021/569 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurularının, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan “01.10.2019” yerine “2015” olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edildiği belirtilmek suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.06.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafinin temyiz istemleri; yargılama aşamasında tutuklu olan sanığın kovuşturma aşamasındaki savunmalarının SEGBİS yoluyla hazır edilmek suretiyle alındığına, soruşturma aşamasındaki tanık beyanlarına üstünlük tanınmak ve tanık anlatımlarında sanığın suç teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı hususu dikkate alınmamak suretiyle delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanığın örgüte müzahir kurumun muhasebeciliğini yapıp yapmadığına ilişkin araştırma yapılmadan, bu konuda bilirkişi raporu düzenlenmeden ve dijital materyal raporunun ibraz edilmesi beklenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, özel kast dahil suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı ve sanığın mahkumiyetini gerektirir delil elde edilemediği gözetilerek beraat kararı verilmesi gerektiğine, tutukluluğun devamı koşullarının oluşmadığına ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosya kapsamında soruşturma ve kovuşturma aşamasında beyanları alınan tanıklar E. C.’nin, F. S.’nin, Z. A.’nın, B. A.’nın ve K. T.’nin anlatımlarına göre, sanığın 1999-2001 yıllarında örgüte müzahir kurumun muhasebeciliğini yaptığı, örgüt içerisinde yer alan bir şahsın yönlendirmesiyle yanına stajyer aldığı, Kırıkkale il yapılanması içerisinde mütevelli heyetinde yer aldığı, örgütün yapmış olduğu ve örgütün Kırıkkale içerisindeki faaliyetlerine ilişkin gizliliğin esas olduğu toplantılara katıldığı, bu toplantılarda alınan kararlara istinaden il imamının talimatları doğrultusunda örgütün faaliyetleri çerçevesinde faaliyet yürüttükleri anlaşılmakla, sanığın uzun yıllar bilfiil örgüt içerisinde yer almak, örgütün il içerisinde yer alan en üst düzey kişisi olan il imamı ile sohbet adı altındaki toplantılara katılıp talimat almak, örgütün en önemli gelir kaynağı olan kurumların muhasebeciliğini yapmak suretiyle örgütün amacı doğrultusunda hiyerarşik yapıya dahil olduğu ve eylemlerinin Yargıtay’ın örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğu değerlendirilerek, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine ve örgütteki konumu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayinine karar verildiği belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “01.10.2019” yerine “2015” olarak yazılması şeklindeki mahallinde düzeltilebilir maddi hata dışında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Sanığın, zorunluluk nedeni gösterilmeden SEGBİS vasıtasıyla savunmalarının alınmasına, tanıkların beyanlarının alındığı celselerde SEGBİS vasıtasıyla hazır edilmesine yahut tanıkların beyanlarının SEGBİS vasıtasıyla alınmasına yargılamanın hiçbir aşamasında itiraz etmeyerek zımnen kabul etmiş olması, SEGBİS sistemindeki aksaklıklardan dolayı tanıklara soru sorma imkanının tanınmadığına yönelik temyiz aşamasında sunulan itirazların, özellikle duruşma salonunda hazır bulunan sanık müdafileri tarafından yargılamanın hiçbir aşamasında ileri sürülmemiş olması ve dosya kapsamı itibarıyla dayanaktan yoksun olması, bu yöntemle savunma alınmasının silahların eşitliği ve yargılama ilkesi çerçevesinde savunmada zaafiyet yaratmadığının anlaşılması karşısında, sanık ve müdafinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Kolluğun tanık dinleme yetkisinin bulunmaması karşısında, bilgi alma tutanağı şeklinde alınan tanık Kahraman T.’nin 05.08.2016 tarihli beyanları ve tanık A. Ö.’nün 17.05.2016 tarihli beyanları hükme esas alınamayacak ise de, hükme esas alınan diğer tanıkların bir kısmının beyanlarının soruşturma aşamasında müdafii huzurunda, bir kısmının ise temyiz incelemesine konu dava dosyası yahut başka ceza dava dosyaları kapsamında mahkeme huzurunda usulüne uygun şekilde alınmış olduğu, tanıkların sanık ile aralarında husumet iddiasının bulunmadığı, anlatımlardaki eylemlerin birbiriyle uyumlu olduğu ve aşamalardaki tutarlı tanık beyanı itibarıyla sanığın örgüte müzahir kurumun muhasebe işlerini fiilen yürüttüğünün sabit görüldüğü değerlendirilerek, diğer tanık beyanlarının usule ve dosya kapsamına uygun olarak hükme esas alındığı ve atılı suçun sübutu için yeterli olduğu anlaşılmıştır.
3. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, bir dönem örgüte müzahir kurumun muhasebe işlerini yapan, örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de örgüt hiyerarşisi içinde Kırıkkale il yapılanması içerisinde mütevelli heyetinde yer alıp örgütsel toplantılara katılmaya devam eden sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Hakkında yakalama işlemi uygulanan sanık hakkında suç tarihinin temadinin kesildiği iddianame tarihi olan “24.10.2016” tarihi olduğu gözetildiğinde, suç tarihinin Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında “01.10.2019” şeklinde, İlk Derece Mahkemesi karar başlığında ise “2015” şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hatalar olarak, sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmemesi ise mahallinde düzeltilebilir bir maddi eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2021/2 Esas, 2021/569 Karar sayılı kararında sanık ve müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.